İstanbul’daki bu çok ehemmiyetli ve muvaffakıyetli hizmetinden, Türk milletine pek ziyâde menfaatler husûle geldiğini müşâhede eden Ankara hükûmeti; Bediüzzaman’ın kıymet ve ehemmiyetini takdir ederek, Ankara’ya dâvet ederler. M. Kemâl Paşa, şifre ile dâvet etmiş ise de cevaben:
– Ben, tehlikeli yerde mücâhede etmek istiyorum. Siper arkasında mücâhede etmek hoşuma gitmiyor. Anadolu’dan ziyâde burayı daha tehlikeli görüyorum, demiştir.
Üç defa şifre ile dâvet ediliyor. Eski Van Vâlisi, dostu Meb'ûs Tahsin Bey vâsıtasıyla dâvet edildiği için, nihâyet karar verir ve Ankara’ya gelir. Ankara’da alkışlarla karşılanır. Fakat ümîd ettiği muhîti bulamaz. Kendisi, Hacı Bayram civarında ikamet eder. Meclis‑i Meb'ûsân’da, dine karşı gördüğü lâkaydlık ve garblılaşmak bahânesi altında, Türk milletinin kudsî mefâhir-i tarihiyesi olan Şeâir-i İslâmiyeden bir soğukluk gördüğü için, meb'ûsların ibâdete, bilhassa namaza müdâvim olmalarının lüzum ve ehemmiyetine dair bir beyânnâme neşreder ve meb'ûslara dağıtır. Kâzım Karabekir Paşa da M. Kemâl’e okur. O beyânnâme şudur.