Nihâyet menhus Otuzbir Mart Hâdisesi meydâna gelir. Şerîat isteyen ve o hâdisede ismi karışan onbeş kadar hoca i'dâm edilir. Bediüzzaman, onlar mahkeme binasının bahçesinde asılı durduktan ve kendisi de pencereden onları gördüğü bir hâlde muhâkeme olunur. Mahkeme reisi Hurşid Paşa sorar:
– Sen de şerîat istemişsin?‥
Bediüzzaman cevab verir:
– Şerîatın bir hakikatine, bin rûhum olsa fedâ etmeye hazırım. Zîra şerîat, sebeb‑i saâdet ve adâlet-i mahz ve fazilettir. Fakat, ihtilâlcilerin isteyişi gibi değil!
Bediüzzaman’ın Dîvân‑ı Harb’deki bu kahramanca müdafaası, o zaman iki defa tab'edilip neşredilmiştir. O dehşetli mahkemeden i'dâmını beklerken berâet etmiş ve mahkemeye teşekkür etmeyerek, yolda Bayezid’den tâ Sultanahmet’e kadar arkasında kalabalık bir halk kitlesi mevcûd olduğu hâlde: “Zâlimler için yaşasın Cehennem! Zâlimler için yaşasın Cehennem!” nidâlarıyla ilerlemiştir.
Dîvân‑ı Harb’deki müdafaasının bir kısmı bu Tarihçe-i Hayat’ta yazılmıştır. Tâ ki Otuzbir Mart Hâdisesinin içyüzü ve Bediüzzaman’ın kahramanca müdafaası bir derece anlaşılabilsin.