Yirmi Dördüncü Nükte
Zekâi’nin Rüyası
Bu sabah rüyamda, İstanbul’un Tophâne sâhiline benzer, sâf ve berrak bir deniz kenarındayım. Kuşluk zamanında olduğunu zannettiğim güneşin ziyâsı, o deryâ‑yı azîmin üzerinde hoş parıltılar husûle getiriyor… Ben deryâya müteveccihim. Denizin orta ve cenûbu tarafından yüze yüze sâhile gelen bir genç, omuzundaki bir sabanı sâhile çıkardı. Orada bütün kardeşlerimize (tahliyeden sonra) istikbâl edilmekteler iken, sâhil boyunu takiben, garbdan dolu dizgin iki atlı geliyor. “Üstad geliyor” dediler. Bu izdiham yarıldı. Hiç durmaksızın, bu mühib yağız atlı ve esmer çehreli iki zât, şarka doğru uzaklaştılar. Ben o deryâya dalmak üzere iken uyandım.
Zekâi