Bizden bir ay uzakta bulunan Risaletü'n‑Nur şâkirdleri, Üstadımızın hastalığının aynı zamanında, hastalığının vaziyetini rüyada aynen gördükleri gibi; Sabri ve Hâfız Ali’nin tâifeleri de aynı vakitte burada, yani Kastamonu’da olduğu gibi hasta olan Üstadımızın hesabına daha mühim bir tarzda çalışmışlar. Şöyle ki:
Sabri’nin Mektûbunun Bir Parçasıdır
Üstadım, Efendim!
Rahatsızlığınız ânında oradaki menba'‑ı Nurun mücâhidleri, bir saat mesâî-i maneviyelerini Hàdim-i Kur'ân hesabına yaptıkları gibi, bu havâlide de bu seneye mahsûs îfâ edilen mesâî-i diniye, tahdîs-i ni'met zımnında zikre vesile oldu. Fakire bu sene Leyle-i Kadir’den bir gün evvel ihtar edildi ki: “Bu sene Leyle-i Kadr’i iki gece yap.” Bendeleri de cemâate şöyle söyledim ki: “Üstadım (Sellemehullâh ve âfâhu) bazı bu gibi mübârek geceleri bazı maksadlara binâen o leyle-i mübârekeyi ihyâ için bir gece evvel, hattâ ma'hud geceden bir gece sonra daha ihyâya sa'y ederlerdi. Biz de o isre ittibâen onun hesabına Leyle-i Kadr’i iki gece yapacağız” diye niyet ve karar ettik. Birinci gecede “Evrâd-ı Bahâiye” ve “Tesbihât” ve “Sekîne” ve “Delâil-i Hayrat” ve “Cevşenü'l-Kebîr” gibi ders ve virdlerimize çalıştık. İkinci gece kezâ; hem nasihat… Demek ittibâ' cihetiyle Üstadımızın hesabına yüz cemâatle Tekabbelallâh çalıştırılmışız. Sonra Isparta, Atabey, İslâmköy, Kuleönü vesâire gibi mahallerde de sâir vezâiften mâadâ, her gün Kur'ânın cüzlerini taksim sûretiyle hatm‑i Kur'ân, Üstad hesabına bütün Ramazanda ve Âyetü'l-Kürsî hatimleri kezâ… Şu hâlde, bu seneye mahsûs yapılan ibâdât-ı ma'rûzaların bir hikmeti varmış ki, bilmediğimiz hâlde Kastamonu kardeşlerimiz gibi Üstad hesabına çalıştırılmışız. Fîmâba'd, Rabbim uzun ömürler ihsân etsin; muammer, ebedî şifâ ve devâ ve inâyetler ihsân buyursun, âmîn!
Talebeniz Sabri