Isparta’ya Gönderilen Bir Mektûb
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Namaz tesbihâtının sırrına göre, nasıl ki namazdan sonra tesbih ve zikir ve tehlil ile hatme‑i muazzama-i Muhammediye (asm) ve zikir ve tesbih eden ve rû-yi zemin kadar geniş bir halka-i tahmîdât-ı Ahmediye (asm) dâiresine tasavvuran ve niyeten girmek, medâr-ı füyûzât olduğu gibi, biz dahi Risaletü'n-Nurun geniş dâiresine ve halka-i envârında ders alan ve çalışan binler masûm lisânların ve mübârek ihtiyarların duâlarına ve a'mâl-i sâlihalarına hissedar olmak ve âmîn demek hükmünde olan tayy-ı mekân ederek, gıyâben omuz omuza, diz dize bulunmak hayâliyle ve niyetiyle ve tasavvuruyla kendimizi fevkalhad bahtiyar biliyoruz. Hususan âhir ömrümde böyle kıymetdâr, masûm, manevî evlâdları ve yüzer Abdurrahmanları bulmak, benim için dünyada bir Cennet hayatı hükmüne geçiyor.
Geçen Ramazan‑ı Şerîfte hastalık münâsebetiyle herbir kardeşim benim hesabıma bir saat çalışmasının büyük bir neticesini ayne'l-hak ve hakkalyakìn gördüğümden, böyle duâları reddedilmez masûmların ve mübârek ihtiyarların ve üstadlarının benim hesabıma olan duâları ve çalışmaları, benim Risale-i Nura hizmetimin uhrevî bir netice-i bâkiyesini dünyada gösterdi.
اَلْبَاق۪ي هُوَ الْبَاق۪يKardeşinizSaid Nursî