بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, sıddık kardeşlerim,
Bugünlerde sabah namazı tesbihâtında İstanbul’daki ihtiyarın garazkârâne ve şahsıma karşı galîz gıybeti üzerine, Eski Said damarıyla nefs‑i emmârem heyecana geldi: “Mazlumum, bu nev'i zulüm çekilmez!” dedi, intikamını almak istedi. Birden kalbime geldi:
“Belki Risale‑i Nurun İstanbul’da neşrine bir vesile olur. Sen mâdem hayat-ı dünyeviyeni ve hayat-ı uhreviyeni dahi Risale-i Nura fedâ ediyorsun, bu izzet-i nefis damarını dahi fedâ et. Hem sebeb-i hilkat-i kâinât Fahr-i Âlem Aleyhissalâtü Vesselâm’a “mecnûn” tâbiri isti'mâl eden insanlar bulunduğu gibi; senin o güneşe nisbeten zerrecik bir izzet-i nefsinin kırılmasına ehemmiyet verme” diye ihtar edildi, benim de kalbim rahat etti.
Said Nursî