بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, sıddık, fedâkâr kardeşlerim!
Nurlar, bil'akis Isparta tevakkufuna karşı, buralarda inkişafat ile tezâhür etti.
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبّ۪ي
En ziyâde bize nezâretle, bizimle ve siyasetle alâkadar mühim bir zât geldi. Ona dedim ki:
Bu onsekiz senedir sizlere müracaat etmedim ve hiç gazete okumadım; bu sekiz aydır, bir defa cihanda ne oluyor, diye sormadım; üç senedir burada işitilen radyoyu dinlemedim; tâ ki kudsî hizmetimize manevî zarar gelmesin. Bunun sebebi şudur ki: Îmân hizmeti, îmân hakàikı, bu kâinâtta herşeyin fevkındedir, hiçbir şeye tâbi ve âlet olamaz. Fakat, bu zamanda, ehl‑i gaflet ve dalâlet ve dinini dünyaya satan ve bâkî elmasları şişeye tebdil eden gâfil insanlar nazarında o hizmet-i îmâniyeyi hariçteki kuvvetli cereyanlara tâbi ve âlet telâkki etmek ve yüksek kıymetlerini umumun nazarında tenzîl etmek endişesiyle, Kur'ân-ı Hakîm’in hizmeti bize, kat'î bir sûrette siyaseti yasak etmiş.
Sizler ey ehl‑i siyaset ve hükûmet! Evhâm edip bizlerle uğraşmayınız. Bil'akis teshîlât göstermeniz lâzım. Çünkü hizmetimiz, emniyet ve hürmet ve merhameti te'sis ile hem âsâyişi, hem inzibatı, hem hayat-ı ictimâiyeyi anarşilikten kurtarmaya çalışıp, sizin hakîki vazifenizin temel taşlarını tesbit ediyor, takviye ve te'yid ediyor.
Said Nursî