Ondokuzuncu Âyet
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعٰى بَيْنَ اَيْد۪يهِمْ وَبِاَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْلَنَا
Şu âyetin umum mânâsındaki tabakalarından bir tabaka‑i işâriyesi bu asra dahi bakıyor. Çünkü يَقُولُونَ رَبَّنَٓا اَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا hem mânâca kuvvetli münâsebeti var… Hem cifirce binüçyüz yirmialtı ederek o tarihteki hürriyet inkılâbından neş'et eden fırtınaların hengâmında herşeyi sarsan o fırtınaların ve harblerin zulümâtından kurtulmak için Nur arayan mü'minler içinde, Resâili'n‑Nur şâkirdleri az bir zaman sonra tezâhür ettiklerinden bu âyetin efrâd-ı kesîresinden bu asırda bir mâsadakı onlar olduğuna bir emâredir. وَاغْفِرْ لَنَا cümlesi bin üçyüz altmışa bakıyor. Demek bundan beş‑altı sene sonra istiğfar devresidir. Resâili'n-Nur şâkirdleri o zamanda istiğfar dersini vereceğini remzen bir îmâdır.