Dördüncü Âyet‑i Meşhûre
وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي âyetidir. Şu cümle Kur'ân‑ı Azîmü'ş-Şân’ı ve Fâtiha Sûresi’ni müsennâ senâsıyla ifâde ettiği gibi, Kur'ânın müsennâ vasfına lâyık bir bürhânı ve altı erkân-ı îmâniye ile beraber Hakikat-i İslâmiyet olan yedi esâsı, Kur'ânın seb'a-i meşhûresini parlak bir sûrette isbât eden ve سَبْعَ الْمَثَان۪ي nuruna mazhar bir âyinesi olan Risalei'n‑Nura cifirce dahi işâret eder. Çünkü اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ي makam‑ı ebcedîsi bin üçyüz otuzbeş adediyle Risalei'n-Nurun Fâtihası olan İşârâtü'l-İ'câz tefsirinin Fâtiha Sûresi’yle el-Bakara Sûresi’nin başına ait kısmı basmakla intişar tarihi olan bin üçyüz otuzbeş veya altıya tevâfukla remzî bir perdeden ona baktığına bir emâredir.