Kırk beş sene evvel dinî ceridelerde neşredilen, Eski Said’in o dindar meb'ûslara hitâben bir makalesidir.
Yaşasın Kur'ân‑ı Kerîm’in Kanun-u Esâsîleri
Ey meb'ûsân! Uzunluğu ile beraber gayet mûciz bir tek cümle söyleyeceğim. Dikkat ediniz, zîra itnâbında; yani uzunluğunda îcâz var. Şöyle ki:
Cumhûriyet ve demokrat mânâsındaki meşrûtiyet ve kanun‑u esâsî denilen adâlet ve meşveret ve kanunda cem'-i kuvvet, bu ünvân ile beraber asıl mâlik-i hakîki ve sâhib-i ünvân-ı muhteşem olan‥ ve müessir ve adâlet-i mahzâyı mutazammın bulunan ve nokta-i istinâdımızı te'min eden‥ ve meşrûtiyeti ve cumhûriyeti bir esâs-ı metîne istinâd ettiren‥ ve evhâm ve şükûk sâhibini varta-i hayretten kurtaran‥ ve istikbâl ve âhiretimizi tekeffül eden‥ ve menâfi'-i umumiye olan Hukukullâhı izinsiz tasarruftan sizi tahlîs eden‥ ve hayat-ı milliyemizi muhâfaza eden‥ ve umumî ezhânı manyetizmalandıran‥ ve ecânibe karşı metânetimizi ve kemâlimizi ve mevcûdiyetimizi gösteren‥ ve sizi muâheze-i dünyeviye ve uhreviyeden kurtaran‥ ve maksad ve neticede ittihâd-ı umumiyeyi te'sis eden‥ ve o ittihâdın rûhu olan efkâr-ı âmmeyi tevlîd eden‥
ve çürük mesâvî‑i medeniyeti hudud-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten yasak eden‥ ve bizi Avrupa dilenciliğinden kurtaran‥ ve geri kaldığımız uzun mesâfe-i terakkîyi, sırr-ı i'câza binâen bir zaman-ı kasîrde tayyettiren‥ ve Arab ve Turan ve İran ve Sâmîleri; yani beraber olanları tevhid ederek az zaman içinde bize bir büyük kıymet verdiren‥ ve şahs-ı manevî-i hükûmeti Müslüman gösteren‥ ve kanun-u esâsînin rûhunu ve Onbirinci Maddeyi muhâfaza ile sizi hıns-ı yemînden (yemîn bozmaktan) kurtaran‥ ve Avrupa’nın eski zann-ı fâsidlerini tekzîb eden‥ Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâm’ın Hâtemü'l-Enbiyâ ve Şerîatının ebedî olduğunu tasdik ettiren‥ ve muharrib-i medeniyet olan ve anarşiliğe yol açan dinsizliğe karşı sed çeken‥ ve zulmet-i tebâyün-ü efkâr ve teşettüt-ü ârâyı safha-i nurânîsi ile ortadan kaldıran‥ ve umum ulemâ ve vâizleri ittihâd ve saâdet-i millete ve icraat-ı hükûmeti meşrûta-i meşrûaya hàdim eden‥ ve adâlet-i mahzâsı merhametli olduğundan anâsır-ı gayr-ı müslimeyi daha ziyâde te'lif ve rabteden‥ ve en cebîn ve âmî adamı en cesur ve en hàs adam gibi hiss‑i hakîki-i terakkî ile ve fedâkârlık ve hubb-u vatanla mütehassis eden‥ ve hêdim-i (yıkıcı) medeniyet olan sefâhet ve isrâfâttan ve havâic-i gayr-ı zarûriyeden bizi halâs eden‥ ve muhâfaza-i âhiretle beraber i'mâr-ı dünya etmekle sa'ye neşât veren‥ ve hayat-ı medeniye olan ahlâk-ı hasene ve hissiyat-ı ulviyenin düsturlarını öğreten‥ ve her birinizi ey meb'ûslar! elli bin kişinin takâzasını; yani haklarını sizden da'vâ etmelerini hakkınızda tebrie eden‥
ve sizi icmâ‑ı ümmete küçük bir misâl-i meşrû gösteren‥ ve hüsn-ü niyete binâen âmâlinizi ibâdet gibi ettiren‥ ve üçyüz milyon Müslümanın hayat-ı maneviyesine sû-i kasddan ve cinayetten sizi tahlîs eden ol Kur'ân-ı Mukaddes’in düsturları ünvânıyla gösterseniz ve hükümlerinize me'haz edinseniz ve düsturlarını tatbik etseniz, acaba bu kadar fevâid ile beraber ne gibi bir şey kaybedeceksiniz? Vesselâm…
Yaşasın Kur'ân’ın Kanun‑u Esâsîleri!‥
Said Nursî