Yazıları beş vecihle iftira ve yalan olduğunu gördüğüm bir gazeteyi bana okudular. Böyle iftiraların hem Isparta’ya, hem neşredenlere büyük zararı var.
Birinci Yalan: Nur Risalelerini okuyanlara mürîd ve tarîkat diye beni tarîkat dersi vermekle ittiham ediyor. Hâlbuki beni tanıyanlar biliyorlar ki: Mahkemelerde de sâbit olduğu gibi; ben tarîkat dersi değil, îmânın, Kur'ânın hakikatlerini ders veriyorum. Dersimi dinleyenlere Nur Talebesi denir. Mesleğimiz tarîkat değil, îmânın hakikatleridir.
İkinci Yalanı: İftira eden gazete başka bir gazeteyi kendine teşrîk etmekle bazı yanlış tâbirler karıştırmasıyla diyor ki: “Eğirdir gençleri Said ve mürîdleriyle mücâdeleye başladılar.”
Kat'iyyen bunun aslı olmadığını bütün Isparta ve Eğirdir gençleri biliyorlar. Hattâ Isparta ve Eğirdir gençleri bunu işittikleri vakit hiddetle protesto ediyorlar. Yalnız Ankara’da bulunan Eğirdirli genç olmayan bir adam, otuz sene evvel benimle görüşmesini az tenkidkârâne yazmış. Buna “Gençler mücâdeleye başladılar.” nâmını vermek ne kadar zâhir bir yalandır. Hâlbuki kim olursa olsun, bütün gençlere karşı dâima kardeş nazarıyla bakıyorum. Bana yâhut talebelerime karşı Isparta ve Eğirdir’de hiçbir gencin mücâdelesini işitmemişim.
Üçüncü İftirası: O iftira eden gazete başka birisinin diliyle diyor ki: “Said ve mürîdleri gizli siyaset çeviriyorlar. Emniyeti bozmak tarzında nizâmâtı değiştirmeye çalışıyorlar.”
Bunun yalan olduğuna yirmisekiz senede beş mahkeme berâet vermesiyle gösteriyor ki: Siyasetle hiçbir alâkam yok. Ve hiçbir emâre bulunmaması bunun ne kadar iftira olduğunu gösteriyor. Hattâ otuzbeş seneden beri siyasetten çekildiğimi bütün dostlarım biliyorlar. Bu hakikat mahkemeler tarafından da sâbit olmuştur.
Dördüncü İftirası: Said Nursî bazı kadınlara “şeytandır” demiş. Bu iftiranın aslı: “Eskiden büyük şehirlerde açık‑saçık, çıplaklık derecesinde hususan yarım çıplak Hıristiyan kızları şeytan kumandasında ahlâk-ı İslâmiye’ye zarar veriyorlar.”
İşte böyle birkaç tane açık gezenler hakkındaki bir sözü başka sûrete çevirip mutlak kadınlara teşmîl ederek tâbiri çirkinleştirip isti'mâl etmesi, pek çirkin ve zâhir bir iftiradır. “Kadınlarla muhâvere” nâmındaki risalemde, kadınlara büyük bir hürmet ve ehemmiyet ve kıymet verdiğimi hattâ şefkat cihetinde erkeklerden pek ileri olduklarından, Risale‑i Nurun mühim bir esâsı şefkat olduğundan, bu mübârek hemşirelerimi “Muhterem Hemşirelerim” nâmıyla yâdediyorum. Onların samîmiyet ve ihlâslarını ziyâde görüyorum…
Beşinci Hakaretkârâne İftirası: Gerilemek ve irtica, yani İslâmiyet ahkâmına, ahlâkına dönmek mânâsıyla “mel'ûn fikir” tâbiri kullanması küre‑i arzı titretecek kâfirâne bir iftira olduğu gibi, yalnız Ispartalılara ve Nur talebelerine değil, belki Âlem-i İslâma karşı bir ihanettir.
Çok hasta ve çok ihtiyar Said Nursî