بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ اَبَدًا دَائِمًا
Gayet Kıymetli, Fedâkâr Nur Kahramanı Ağabeyimiz Husrev Efendi!
Şimdi beş defadır Diyânet Reisi Nurdan bir takımı musırrâne istedi. Üstad da şiddetli hastalığı içinde tashih edip – şimdilik bitmek üzeredir – Diyânet Reisinden onun manevî fiatı olarak üç madde istemiş:
Birisi: Sizin hàrika yazdığınız mu'cizeli Kur'ânı fotoğrafla tab'etmek. Bu maddeyi kabûl etmiş; yalnız “Başındaki Türkçe ta'rifatı müstakil kalsa, ayrı tab'edilse münâsibdir.” demiş. İşte Üstadımız ona yazdığı mektûbu berây‑ı ma'lûmât leffen size gönderiyoruz.
Üstadımız diyor ki: “Hem bir takım Risale‑i Nuru, hem makine ile çıkan mecmuaları ona göndermek ve Husrev gibi bu işte en ziyâde alâkadar bir kardeşimizin eliyle teslîm etmek cihetini meşveretinize havâle ediyor.”
Siz de tam bir meşveretle sizin bu mes'elede oraya gitmenizin vücûdca sıhhatiniz müsâidse ve fikrinize de muvâfık ise, muayyen bir vakitte acele oraya gidersiniz ve adresinizi bildirirsiniz. Biz de takımı ve mecmuaları size Ankara’ya elinize yetiştireceğiz. Hattâ siz isterseniz kendi hesabınıza, onları müftüler neşretmek niyetiyle Diyânet Reisine verirsiniz.
Hizmetinde bulunan Halîl, Sâdık, İbrahim