Husrev’in bir fıkrasıdır
Muhterem Efendim, Sevgili Üstadım!
Yirmidokuzuncu Mektûb’un bir kısmını nasıl bulduğum fermân buyuruluyor. Bu hususta ne yazabilirim, ne gibi bir fikir dermeyân edebilirim? Risalelerin herbirisinin nurları bir; fakat mevzûları ayrı, güzellikleri ayrı, latîflikleri ayrı, zevkleri ayrıdır. Bu Risalenin nuru diğer Risaleler gibi, her tarafı parlak, her köşesi güzeldir. Bilhassa rûhlarımızı sızlatan, kalblerimizi ağlatan bu hâl‑i müessife dolayısıyla, sevgili Üstadımdan bir şifâ-i àcil bekliyordum. Bu şifâyı, Yedinci, Sekizinci, Dokuzuncu Nükteler beklediğim devâyı vermiş ise de binler maslahat ve fâideleri içinde yalnız bir maslahat için bile olmadığı hâlde tebdil edilen Şeâir-i İslâmiyeden bazıları, bizi çok me'yûs ve müteessir ediyor.
Fakat sevgili Üstadım, zaman takarrüb etmiş olmalı ki, bir taraftan mülhidlerin tecâvüzleri ziyâdeleştikçe, diğer taraftan muhterem Üstadımızın, Kur'ânın feyzi ile nâil olduğu hakikat deryâsından kükreyip gelen gizli hakàikı izhâr etmesi bizim sevincimizi artırmaktadır. Mâdem çiçekleri görmek için baharı beklemek zarûreti vardır, biz de ona şiddetle ve sabırsızlıkla intizar etmekteyiz.
Husrev