Âsım Bey’in fıkrasıdır
Bu Risale Fihristesi, hakikaten menba'‑ı Nur ve mecma'-ı hakikattir. Elhak Nur fihristeleridir. Şöyle söyleyebilirim ki: Otuzüç Söz, Otuzüç Mektûbun herbiri, feyezânda olan birer menba'-ı Nur-u hakikat ve gülistan-ı bağ-ı cinândır. Binâenaleyh bu müteaddid güller bağının herbirisinden müteaddid güller koparıp dört kısım üzerine güller demeti yapılmış gibi vücûda getirilmiş bir eser-i cihan-kıymet olduğuna kanâat ettim. Bu Fihristeleri okumak, herhalde ve behemehal Söz ve Mektûblar risale-i şerîfenizi görmek, okumak, yazmak için insanı iştiyak ve gayrete sevk ediyor ve şiddetli kamçılıyor. Fakirce noksan olan risale-i şerîfelerin hangisini evvelâ yazayım? Çünkü herbiri birbirleriyle nur ve hakikat müsâbakasına çıkmış diye, mütelâşî ve heyecanlı bir vaziyetteyim. İnşâallâh – duâ-yı Üstadâneleriyle – kâffesini yazarım. Şurasını da arz etmek isterim ki; Sabri Efendi kardeşimin ilhâhı ve Zât-ı Üstadânelerinin ilhâmı ile Fihristelerin te'lifi, çok musîb ve hayırlı, hem hadsiz hakikatlere anahtar olmuştur…
Cenâb‑ı Hak, sevgili Üstadımızı âfiyette dâim, ömürlerine bereket ve herbir umûrunda muvaffakıyet ihsân buyursun da, pek çok zamanlar başımızda tâc-ı zafer olarak taşıyalım ve Hizmet-i Kur'ân’da çalışalım, yorulalım, yol alalım. Ve cümle mü'minîn de istifade etsin ve ehl-i bid'a ve mülhidlerin de başları yere gelsin.
Talebeniz Âsım (rh)