Hulûsi Bey’in bir fıkrasıdır
Yirmidokuzuncu Mektûbun Yedinci Kısmı
1 — Şeâir‑i İslâmiyenin tağyîrine asla râzı olmayan ve tahammül edemeyerek kulaklarını tıkayanların kanâatlerindeki isabete kat'î bir hüccet,
2 — Te'vilkârâne “zâhirî muvâfakat gösteriyorum” iddiasında bulunanları, birinci zümreye ilhâk ettirecek müessir bir kuvvet,
3 — Ulemâü's‑sû' ahzâbına şedîd bir tokat,
4 — Muhtelif nâm ve vesilelerle, dinsizlik gayesiyle bid'alar çıkaranlara, kàhir bir darbe‑i kudret ve tavk-ı lânet,
5 — Beşinci ve Altıncı İşâretler, ıslah‑ı âlemin bizzat Hazret-i Mehdi’nin zuhûruna vâbeste olduğuna kanâat eden zümreden, bu zât-ı àlîşânın dahi bu emirde muktedir olmasında şübhe duyanların, bu vehimlerini bertaraf edecek, i'timâdlarını te'min edecek, gayet kuvvetli güneş gibi bir hakikat,
6 — Yedinci İşâret, bu asrın en ma'kul mücâhedesinin nasıl yapılmak iktiza ettiğine delâlet eden, mahz‑ı hikmet gibi hàssaları câmi'dir.
Âciz kardeşinizin kısa vasfı da, elbette aczine şehâdet eder. Yoksa bu hakàikı lâyıkıyla vasfeylemek, bu bîçârenin haddi değildir.
Dünyevî meşgalem, hususî işlerimiz ve pederime yardım gibi, mecburî ahvâl ve duygular, evvel ve âhir arz ettiğim gibi, Hizmet‑i Kur'âniye’deki vazifeme çok mâni oluyor. Ne yapayım?
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى كُلِّ حَالٍ diyorum. Duânıza çok muhtacım ve muhtacız. Biz her vakit sevgili Üstadımıza duâda bulunuyoruz.
Hulûsi