Mukaddime
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Gayet acîb ve garîb ve beni gayet hayrette bırakan bir hâdise‑i Nuriyeyi beyân edeceğim:
Risale‑i Nurun birinci medresesi ve tarlası olan Barla Karyesine, yirmibeş senelik bir müfârakattan sonra, aynen meskàt-ı re'sim Nurs Karyesine karşı olan sıla-i rahimden daha ziyâde bir sâikle geldim. Gördüm ki:
Aynen Nurs Köyü vaziyetindeki o eski medresem gibi ve Nurs’taki babamın aynı hânesi gibi ve hakîki meskàt‑ı re'sim Nurs’a gelmişim gibi, gayet hazîn ve lezzetli bir hâleti hissettim. Birden rûhuma baktım ki; Eski Said’in ve Yeni Said’in tarz-ı hayatını ve tarîk-ı hakikatteki tarz-ı hareketlerini ve Risale-i Nurun te'lif olunan merkezlerini bilmek için, Risale-i Nurun te'lifine merkez ve dershâne olmuş olan yerleri gezdim.
Sonra gayet zevkli ve neş'eli bir hâlet içinde iken, sekiz sene hiç gücendirmeden mükemmel bana hizmet eden Sıddık Süleyman bana bir kitab getirdi. Açtım baktım ki, Eski Said ile Yeni Said’in birbiriyle münâzara edip nefs‑i emmâreyi susturan ve şühûd derecesindeki hakikatleri ihtiva eden onüç dersler olup, bu onüç dersin doğrudan doğruya Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân’ın âyetlerinden aynelyakìne yakın bir sûrette Yeni Said’e ders olduğunu ve bütün bu derslerde doğrudan doğruya birinci muhâtab Said olduğunu gördüm. Küçük Sözler’in ve bazı mühim Sözler’in çekirdeklerini ve bir kısmının tam izâhlarını içinde gördüm.
Hususan bu risalenin âhirinden bir parça evvel, Risalet‑i Ahmediye’ye (asm) ait olan “Ondokuzuncu Söz” gayet kısa olduğu hâlde, gayet büyük ve gayet kuvvetli olduğu için, bu çekirdek olan risaleye aynen girmiş. Demek o Söz, gayet ehemmiyetli olduğu içindir ki, aynen Nur’un bu çekirdeğine girdiği gibi, Nur mecmualarında da mükerreren neşredilmiş.
Bu eser, bana çok ehemmiyetli geldi. Asla ve kat'a hatırıma gelmemişti. Bütün bütün bu eseri unutmuştum. Vücûdunu hiç bilmiyordum. Sıddık Süleyman’ın sekiz sene sadâkatli hizmetinin tam bir yâdigârı nev'inden, onun gayet büyük bir hizmeti hükmünde kabûl ettim, bin Bârekallâh dedim.
İşte şimdi, Risale‑i Nurun bir fihristesi ve bir listesi ve bir çekirdeği olan bu risalenin içindeki hakikatler gerçi hem Küçük Sözler’de hem başka Sözler’de bir derece yazılıdır; fakat Said’e karşı Kur'ân’ın birinci dersi ve tam ilmelyakìn ve aynelyakìn derecesinde bir meşhûdâtı tarzında olmasından, te'lifindeki acemîlikten gelen içindeki kusurâta ve tekrârâta bakmayıp, Nur Şâkirdleri onu neşretseler, inşâallâh çoklar istifade edecekler.
Said Nursî