بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Geçen kışta bana karşı sû‑i kasdların, inâyet-i İlâhiye ile ve duânız yardımıyla gelen sabır ve tahammülüm neticesinde akîm kalan plânı pek geniş bir tarzda olduğuna delil ise; bu yakında Reis-i Cumhûr, Afyon’da demiş, bu vilâyette dinî cihette bir karışıklık çıkacağını zannederdik…
Demek, gizli komite beni sıkıştırmakla bir hâdise çıkarmak istiyordular. Bir ecnebî müdâhalesi hesabına ve Müslümanlar ve vatandaşlar arasında, bütün bütün kanunsuz ve keyfî bir tarzda, damarıma şiddetle dokunan ihanetler ve sıkıntılarla tâzibleri, onlara dünyada tam zarardır. Âhirette Cehennem ve sakar ve bize, dünyada mükemmel sevâb ve zafer ve âhirette, inşâallâh Cennet ve âb‑ı kevseri kazandırır.
Demek bu gizli plânı hey'et‑i vekile ve reis hissetmiştiler ki; buralarda umum memurlar, hattâ vâli ve kaymakam ve zâbıta benimle görüşmekten kaçıyor, ürküyordular. Ben de hayret ederdim. Fakat, elimizde yalnız Nur bulunduğunu ve siyaset topuzu bulunmadığını zerre kadar aklı bulunanlar anladılar. Garîbdir ki, en ziyâde lehime çalışması lâzım olan bazı vazifedârlar, aleyhimde isti'mâl ve istihdam edildi.
Nurcular, çok ihtiyat ve dikkat ve temkinde bulunmaları lâzımdır. Çünkü, manevî fırtınalar var; bazı dessâs münâfıklar her tarafa sokulur. İstibdâd‑ı mutlaka dinsizcesine tarafdârken, hürriyet fırkasına girer; tâ onları bozsun ve esrârlarını bilsin, ifnâ etsin.
Hem Salâhaddin’in, Asâ‑yı Mûsa’yı Amerikalıya vermesi münâsebetiyle deriz:
“Misyonerler ve Hıristiyan rûhânileri, hem Nurcular, çok dikkat etmeleri elzemdir. Çünkü, her hâlde şimâl cereyanı; İslâm ve İsevî dininin hücumuna karşı kendini müdafaa etmek fikriyle, İslâm ve misyonerlerin ittifaklarını bozmaya çalışacak. Tabaka‑i avâma müsâadekâr ve vücûb-u zekât ve hurmet-i ribâ ile, burjuvaları avâmın yardımına dâvet etmesi ve zulümden çekmesi cihetinde Müslümanları aldatıp, onlara bir imtiyaz verip, bir kısmını kendi tarafına çekebilir.” Her ne ise, bu defa sizin hatırınız için kaidemi bozdum, dünyaya baktım.
Said Nursî