بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Birkaç aydan beri, aleyhime çevrilen desîseleri meydâna çıktı. Hıfz‑ı İlâhî ile o musîbet, yirmiden bire indi.
Hàlî zamanda câmiye gidiyordum. Haberim olmadan, talebeler beni üşütmemek için mahfelde bir kulübecik yapmıştılar. Ben de dört‑beş gündür kendi kendime karar verdim, daha gitmeyeceğim. O ma'lûm zâbit adam vâsıta olup kulübeciği kaldırdılar; bana da resmen tebliğ ettiler ki, daha câmiye gitmeyeceksin! Fakat, habbeyi kubbe yapıp bir heyecan verdiler. Hiçbir ehemmiyeti yok, hiç de merak etmeyiniz.
Tahminimce, her tarafta haddimden pek fazla teveccüh‑ü âmmeyi kırmak için, bana böyle bazı bahânelerle ihanet ediyorlar. Eski zamanımı düşünüp güyâ tahammül etmeyeceğim. Hâlbuki, Risale-i Nurun selâmet ve intişarına halel gelmemek şartıyla, her gün bin ihanet ve tâzibler de gelse Allah’a şükrederim. Ben ehemmiyet vermediğim gibi, buradaki talebeler de hiç sarsılmıyorlar. Çoktan beri beklediğimiz bu hâdise de, inâyet-i İlâhiye ile hafif geçti.
Umum kardeşlerime birer birer selâm ve duâ ediyoruz.
Said Nursî