Yedinci Âyet
وَيُحِقُّ اللّٰهُ الْحَقَّ بِكَلِمَاتِهِ şu âyet‑i meşhûrenin küllî mânâsının bu zamanda zâhir bir mâsadakı Risaletü'n-Nur olduğu gibi Lafzullâh’taki şeddeli lâm, bir lâm; ve بِكَلِمَاتِهِ’deki melfûz yâ sayılmak şartıyla dokuzyüz doksansekiz adediyle Risaletü'n‑Nurun dokuzyüz doksansekiz adedine tam tamına tevâfukla münâsebet-i maneviyeye binâen remzen ona bakar. Ve bu remzi latîfleştiren ve kuvvet veren münâsebetlerin birisi şudur ki:
Risaletü'n‑Nurun eczâları “Sözler” nâmıyla iştihâr etmişler. Sözler ise Arapça “Kelimât”tır ve o kelimât ile Kur'ânın hakàikını o derece mahz‑ı hak ve ayn-ı hakikat olduğunu isbât etmiş ki, bu zamanın dinsiz feylesoflarını tam susturuyor.