وَ لَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ى سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌ بَلْ اَحْيَٓاءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ
(اَيْ : وَلٰكِنَّهُمْ يَشْعُرُونَ اَنَّهُمْ اَحْيَاءٌ مَا مَاتُوا)
Şehîd kendini hayy bilir. Fedâ ettiği hayatı sekerâtı tatmadığından gayr‑ı münkatı' ve bâkî görüyor. Yalnız daha nezîh olarak buluyor.
Başka meyyite nisbeti şuna benzer ki; iki adam rüyada lezâizin envâ'ına câmi' bir bahçede geziyorlar. Biri rüya olduğunu bilir, ehemmiyet vermez. Diğeri ise yakaza bilir, hakîki mütelezziz olur.
Âlem‑i rüya, âlem-i misâlin zılli ve o da âlem-i berzahın zılli olduğundan, desâtirleri mütemâsildir.