وَلَا يَتَّخِذْ بَعْضُنَا بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ
Binler nüktesinden bir nükte:
Sofiye meşrebinden kat'‑ı nazar, İslâmiyet vâsıtayı red, delili kabûl ve vesileyi nefiy, imâmı isbât eder. Başka din, vâsıtayı kabûl eder. Bu sırra binâendir ki; Hıristiyanda servet ve rütbece yüksek olanlar, ziyâde dindardır. İslâmiyette avâm ise, servet ve rütbece yüksek olanlardan ziyâde dine merbûttur.
Zîra bir zîrütbe enâniyetli bir Hıristiyan, ne derece dinde mütesallib ise, o derece mevkiini muhâfaza ve enâniyeti okşar, kibrinde imtiyazından fedâkârlık etmez. Belki kazanır.
Bir müslim, ne derece dine mütemessik ise, o derece kibrinden, gururundan hattâ izzet‑i rütebinden fedâkârlık etmek gerekir.
Öyle ise, kendini hàvâs zanneden zâlimlere, mazlumîn ve avâmın hücumu ile, Hıristiyanlık hàvâssın tahakkümüne yardım ettiğinden parçalanabilir. İslâmiyet ise dünyevî hàvâstan ziyâde avâmın malı olduğundan, esâsât itibariyle müteessir olmamak gerektir.