Ankara Üniversitesinde Okunan Bir Konferanstır
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Risale‑i Nurun dersiyle ve azîz ve kıymetli Üstadım Bediüzzaman’ın himmetiyle yazılabilen bu konferans, Risale-i Nur hakkında tatlı ve zevkli bir sohbettir. Risale-i Nurun kıymet ve ehemmiyetini ifâde etmek değildir, buna cesâretim yoktur. Zîra ben Risale-i Nurun en mübtedî, en âciz bir talebesiyim. Milletler içinde şöhret kazanmış bir şâheserin değerini anlatmaya kültürüm kifâyetsizdir. Bu büyük şeref Risale-i Nurun münevver, idrakli ve takdirkâr okuyucularına mahsûstur.
Ben, Risale‑i Nura kavuşuncaya kadar matbuâtımızda ve kitaplarımızda, Kur'ân-ı Kerîm’in kıymetini anlatan tek bir yazı okumamıştım. Sonradan anladım ki; Kur'ân-ı Kerîm’i yarım asırdan fazladır, bizde yetişen edîblerden ziyâde ecnebî büyükleri takdir ediyorlarmış. Amerika’da Beyaz Saray’da bütün dünyanın ve kâinâtın güneşi olan Kur'ân-ı Hakîm yeşil ipekliler arasında lâyık olduğu yüksek mevkiye konuyormuş. Mucitler, feylesoflar, psikologlar, sosyologlar, pedagoglar Kur'ân-ı Kerîm’i esâs tutarak yazılmış olan eserleri okuyorlar; o şahsiyetler bu mukaddes kitaptan aldıkları ma'lûmât ile eserler yazarak dünya çapında şöhret kazanıyorlar; insanlığa, milletlerine hizmet ediyorlarmış. İsveç, Norveç ve Finlandiya’da en büyük ilim adamlarından müteşekkil bir hey'et meydâna getirmişler, gençlerin kurtuluşunu sağlayacak halâskâr bir kitabı senelerce aramışlar; nihâyet gençliği en yüksek ahlâk ile ahlâklandırmak ve dünyada açık fikirli, müstakîm ilim adamı yapmak için Kur'ân-ı Kerîm’i okutmanın yegâne çare olduğu neticesine varmışlar.
İslâmiyet’i ve Kur'ân’ı takdir eden yabancılar çoktur, daha birçok misâller vermek mümkündür.
İşte Müslüman olmayan kimseler, İslâm Kitabı’nın kıymetini takdir edip istifade ederlerse uyanık Müslüman Türk gençliği acaba daha fazla durabilir mi? Kat'a ve asla duramaz ve uyuyamaz.
Ma'bûd‑u Zîşanımız olan Cenâb-ı Hak, gençliğimizin en ulvî ve en kudsî ihtiyaçlarına tam cevab verecek bir ilm-i hakikat hazinesini yirminci asırda da meydâna getirmiştir. İşte bu zengin define-i ilmiye, Kur'ân-ı Kerîm’in hakîki ve parlak bir tefsiri olan Risale-i Nurdur. Bu eserler, Kur'ân-ı Hakîm’den tereşşuh etmiş ve O’nun esâsları dâiresinde yazılmıştır. Eseri te'lif eden, Bediüzzaman’dır. Bütün hakîki ilim adamları müttefikan Risale-i Nurun bu muhteşem müellifinin “Bediüzzaman” denmeye lâyık bir şahsiyet olduğunu tasdik etmişlerdir. Risale-i Nur eserlerinin millet ve gençliği, dalâlet ve sapkınlık girdablarından kurtaracak bir tefsir-i Kur'ân olduğunu takdir ve tahsinlerle tasdik etmişlerdir. Böyle olduğu hâlde, bu kadar büyük bir şâheserin müellifini bugün herkes tam tanımıyor denilebilir.
Evet arkadaşlar, içimizde on beş yirmi senedir komünistler ve din düşmanı cereyanlar çoklukla çalışıyorlarmış. Böyle dâhîlerimizi tanıtmak şöyle dursun, türlü türlü isnâdlarla kötülemişler; buna muvaffak olmak için de bütün imkânlardan istifade etmeye çalışmışlar; hakîki ve mücâhid ilim adamlarımızı millete fenâ göstermek için bütün gayretlerini sarf etmişler. Bu fecî hâlin böyle olduğunu, demokrasinin memleketimizde şu yıllarda gelişmeye başlaması sâyesinde anlamış bulunuyoruz. Meğer aldanmışız ve aldatılmışız. Şimdiye kadar din adamlarımız hakkında bize yapılan uydurma telkinâtları ve yalan yanlış propagandaları, bu hakikatlere vâkıf olduktan sonra kafamızdan çıkarabildik. Menfî intibâ'larımızı sildik, hakîki münevverlerin istifade ettikleri kudsî kitabımız Kur'ân’a sarıldık ve Kur'ân‑ı Hakîm’in bu asırda yüksek bir tefsiri olan Risale-i Nurdan Kur'ân ve îmân hakikatleriyle münevver olmaya başladık.
Evet, Abdülkadir‑i Geylânî, İmâm-ı Gazâlî ve Mevlâna Celâleddin-i Rûmî gibi İslâmiyet’in birer güneşi olan dâhî büyüklerimizin eserlerini ve hakîki kıymetlerini bugünkü gençlik nasıl bilemiyorsa, Bediüzzaman Said Nursî gibi misilsiz bir müfessir-i Kur'ân’ı da tam tanıyamamıştır. Esâsen gizli ve âşikâr din düşmanlarının birtakım kasd-ı mahsûslarıyla tanınmasına meydân verilmemiştir. Fakat böyle büyük bir müfessirin ve bir İslâm dâhîsinin bu asırda da mevcûd olduğunu şahsî gayretleriyle öğrenenler, Bediüzzaman’ın tarihî ve cihan-şümûl değerini derhâl idrak etmekte ve eserlerinden faydalanmak için can atmaktadırlar.
Evet arkadaşlar; kat'î ve kâmil bir kanâatle diyebiliriz ki, bu asırdaki insanları saâdete kavuşturacak, onları aklen ve kalben iknâ edecek eser ancak Risale‑i Nurdur. Bu hüküm, Nur Risalelerini okuyan münevverlerin kat'î bir hükmüdür. Hem bu kanâatin isabetini, Risale-i Nurdaki ilmî kudret ve orijinallik açıkça göstermektedir.
Arkadaşlar!
Nasıl Kur'ân‑ı Kerîm’e sarılanların dünya ve âhiretleri mâmur olursa; O’nun parlak bir tefsiri olan Risale-i Nuru okuyup amel edenler de hakîki saâdete erişeceklerdir. Bu îmânî eserleri okuyan gençlerin îmânı kuvvetlenecek, istikbâlleri parlayacak; ilim ve irfan sâhibi olacaklardır. Hem vatana hem millete hem anne ve babalarına faydalı, yüksek ahlâka sâhib gençler olarak temâyüz edeceklerdir. Allah’ın hàlis bir kulu, Peygamber’in hakîki bir ümmeti hâline gelmek bahtiyarlığına nâil olacaklardır.
Risale‑i Nur hakkında bilgi soran arkadaşlarımıza gelince, bu hususta bir fikir edinebilmek için hiçbir yerden izâhat almaya lüzum yoktur. Siz bu feyyâz eserleri okuyun, bizzat kendi cehd ve şahsî gayretinizle onu anlamaya ve tanımaya çalışın. O ilim ve irfan hazinesine bizzat giriniz. İşte ancak o zaman, arzu ettiğiniz ma'lûmâtı hakkıyla elde etmiş olacaksınız.
Evet, Risale‑i Nuru okudukça Kur'ân nuru içinize dolacak, o Kur'ânî hakikatler aklınızı ve kalbinizi tenvir edecek ve îmânınızı inkişaf ettirip kuvvetlendirecektir. Nur Risalelerini okudukça İlâhî bir feyiz, rûh ve maneviyat âleminizi kaplayacaktır. Hayatta sizlere büyük bir huzur ve saâdetin refahı içinde yaşayabilmenin kapıları açılacaktır. Dünyanın bir âhiret mezraası olduğunu ve bu fânî dünyaya, ebedî bir hayatın kazanılması için geldiğinizi bu eserlerden öğrenecek ve bu îmân cihetinden dünyanın Cennet’ten daha zevkli olduğunu hissedeceksiniz. İşte böyle sonsuz ve manevî bir şevk ve aşkla dünyayı, şu geçici hayat için değil; ebedî bir hayatı ve bâkî bir saâdeti kazanmak için seveceksiniz.
Hem namaz kılmanın ve ibâdetin büyük ve kudsî bir zevk olduğunu bir kat daha anlayacaksınız. Namazda Rabb‑i Rahîm’imizin, Allah’ımızın huzurunda durmaktan o kadar derin ve İlâhî bir zevk duymaya başlayacaksınız ki namazsız geçen günleriniz ızdırâb ve sıkıntılarla dolacak, en sevinçli en mes'ûd ânlarınızı Allah’a ibâdet ve tâatte bulacaksınız.
Arkadaşlar!
Risale‑i Nur, yirminci asrın Müslümanlarını ve bütün insanları koyu fikir karanlıklarından ve müdhiş dalâlet yollarından kurtarmak için müellifin kendi ihtiyarıyla değil, bir ihsân-ı İlâhî olarak yazılmış olan ilhâmî bir eserdir. İşte insan üzerindeki te'siri pek büyük olan böyle bir eseri devamlı olarak, teennî ile ve lûgatların mânâlarını öğrenerek, dikkatle okuyabilseniz geceli gündüzlü çalışan birçok Nur talebeleri gibi siz de büyük bir huzur ve saâdete kavuşursunuz. Hem gayet cevvâl ve fa'âl bir hâle gelirsiniz. O kudsî eserleri günlerce okuyabilmenin İlâhî hazzı ile çırpınırsınız. Bu gibi kıymeti ölçüye sığmayan eserlerle meşgul olabilmek için beş dakikayı bile boşa geçirmezsiniz. Ve hem dâima cebinizde, çantanızda Nurları taşımak, okumak, dâima okumak için zamanlarınızı büyük bir kıymetle kıymetlendireceksiniz. Nurları okumak sevgisiyle, Nurları okumak heyecanıyla, Nurları okumak ihtiyacıyla yanacaksınız.
Evet arkadaşlar, Risale‑i Nur öyle câzibedâr bir eserdir ki Risale-i Nurla Kur'ân’a ve îmâna hizmet etmenin kudsiyet ve büyüklüğünü anladıkça, dünyada iken sizleri Cennet’e dâvet etseler böyle mukaddes bir vazifeyi, böyle ulvî bir saâdeti şimdi bırakıp gitmek istemeyeceksiniz. Îmân cihetiyle ve îmânı kurtarmak da'vâsına hizmet etmek gayesiyle, dünyanın bir manevî cennet hükmünde olduğunu hissedeceksiniz.
Risale‑i Nura çalışanlar, îmân ve İslâmiyet hizmeti uğrunda öyle bir ferâğat ve fedâkârlığa sâhib olmuşlar ki onlarda menfaat-i şahsiye denilen âdi ve bayağı maksadlar yer bulamamış ve tutunamamıştır. Zîra Nur talebelerinde en birinci maksad ve en büyük gaye, rızâ-yı İlâhî’dir. Allah’a hadsiz şükürler olsun; Risale-i Nura çalışmanın, mukaddes kitabımız Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’a hizmet olduğunu öğrenen uyanık ve kıymetdâr ve fedâkâr arkadaşlarımız milyonları geçmiştir. Aklı yerinde olanlar için pek âşikâr olarak görünen bu hakikati hiçbir ferd inkâr edememektedir. Allah için bir çalışma olan Risale-i Nur fa'âliyetlerinde, İlâhî bir aşk ve şevkle, kalbî ve rûhî bir sevgiyle gece uykularını dahi fedâ edenler olmaktadır.
Bakınız! Risale‑i Nura hizmet eden Nur’un öyle hakîki talebeleri var ki onlardan birisine denilse: “Risale-i Nur yerine şu kitapları istinsah et de Amerikalı milyarder Ford’un servetini sana verelim.” Risale-i Nurun satırlarından kaleminin ucunu bile kaldırmadan o bahtiyar talebe şöyle cevab verecektir:
“Dünyayı servetiyle ve saltanatıyla verseniz kabûl etmem. Çünkü Cenâb‑ı Hak, bize Risale-i Nurun mütâlaası ve hizmetiyle tükenmez, bâkî bir hazine verecektir. Acaba sizin o dünyevî servetiniz beni mes'ûd edecek midir? Bu şübhelidir. Fakat Rabbimiz’in ihsân edeceği bâkî servet ile hakîki bir saâdete kavuşacağımızda şek ve şübhe yoktur.”
Kıymetli kardeşlerim!
Risale‑i Nurun yüksek değerini anlamakta veya onu işitip tanımakta biraz gecikmiş olan gençler, içleri sızlaya sızlaya şöyle demektedirler: “Şu geç uyanan kıymetdâr gençliğimi fânî, geçici şeylerle zâyi' etmeyeceğim. Ancak ve ancak Kur'ân’a ve îmâna hizmet uğrunda, sevgili Allah’ım ve sevgili Peygamber’imin emirlerine itâat yolundaki hizmetlere vakfedeceğim. Ancak böylelikle, bu muvakkat gençliğimde bâkî bir gençliği elde etmiş olacağım.”
Risale‑i Nura bu kadar bağlanıldığını görünce dünyadan alâkamızın kesildiği zannına varılmasın. Bil'akis bu cihet, şu hatt-ı hareketimizle tebârüz eder: Mücerred isek işlerimizi, talebe isek derslerimizi, memur isek vazifemizi, tüccar isek ticâretimizi yapıyoruz. Dünyevî meşgalemiz ne kadar fazla bulunursa bulunsun, ders ve imtihanlarımız ne derece sıkı olursa olsun Risale-i Nura çalışmaya ve hizmete yine vakit buluyoruz ve bulabiliriz, zaman ayırıyoruz ve ayırabiliriz. Zîra nasıl ki her gün ekmek, su ve havaya ihtiyaç var. Aynen öyle de bunlardan daha fazla olarak her gün Kur'ân ve îmân hakikatlerinden manevî gıdâlarımızı almaya muhtacız.
Evet, Risale‑i Nurla olan iştigâlimiz, iş ve derslerimizdeki muvaffakıyeti kat kat artırarak bize kuvvet ve heves veriyor. Bizde, dünyaya din için çalışmak fikrini uyandırıyor. Bize vaktin kıymetini idrak ettiriyor. Takvim yapraklarının geri dönmeyeceğini kalb ve aklımıza te'sirli bir sûrette ihtar ederek ömür sermâyesi olan zamanımızı kıymetlendirmek şevk ve azmini veriyor. Çalışma saatlerinde şurada burada boşu boşuna veya lüzumlu zannına kapıldığımız ve fakat bizce faydasız şeylerle vakitlerimizi öldürmekten bizi kurtarıyor. Hattâ istirahat zamanlarında dahi îmân hakikatlerine çalışma sevgisini husûle getirerek rahmet-i İlâhî’nin hareket içine dercettiği fa'âliyet zevkini tattırıyor, böylece fânî bir ömürde bâkî bir hayatı kazanmanın yolunda yürütüyor.
Kıymetli kardeşlerim!
Risale‑i Nurun yüksek değerini tam beyân etmek mümkün değildir. Onun kıymeti onu dâimî ve sadâkatle okuyanların rûhunu o kadar sarıyor, o kadar kendine râm ve meftûn ediyor ki; tahkîkî îmân mertebelerinde terakkî eden o fedâkârlardan birinin başına bütün din düşmanları toplanıp Risale-i Nurdan vazgeçirmeye çalışsalar yine muvaffak olamazlar ve olamadılar.
Ben ki Risale‑i Nuru te'lif ile vazifelendirilen ve istihdam edilen Üstadın hizmetçisi olmayı en büyük bir ni'met bilirim. Hizmetçisinin hizmetçiliğini yapmayı bir şeref addederim. Bu kalbî ve samîmî bağlılığı çok görenler olabilir; fakat hiç de fazla bulmamalıdır. Meselâ, kıymetli bir eser okuruz, müellifine karşı içimizde az çok bir takdir hissi belirir. Molyer’in, Hügo’nun, Goethe’nin eserlerine bir hayranlık duyarız. Acaba İslâm dininin rehberi olan Kur'ân-ı Hakîm’i tefsir eden bir İslâm dâhîsinin şahsına karşı bağlılığın derecesi nasıl olmalıdır? O meşhûrlardan birinin eseri kağıda yazılırsa Bediüzzaman Said Nursî’nin Kur'ân tefsiri olan Nur Risalelerini altın sahifelere nakşetmek lâzımdır. Dine muârız olmayan müstakîm bir filozofun eserini tedkik için saatlerce çalışılırsa iki cihanın saâdetini ders veren Bediüzzaman’ın eserlerini okumak için uykularımızı terk etmek gerektir. Evet, dünyevî bir kitaba beş lira ödersek Risale-i Nur gibi dünya ve âhirette insanı mes'ûd kılan ve en yüksek bir mevki ve şerefe nâil olan bir tefsir-i Kur'ân’a yüz lira veririz ve veriyoruz. İcâb ederse onun neşri uğrunda servetimizi de fedâ etmek, İslâm cengâverlerinin torunları olan biz gençlere lâzım ve elzemdir arkadaşlar!
Öyle ise geliniz kardeşlerim!
Nurların dersinde diz dize, hizmetinde el ele, cihad‑ı diniyede omuz omuza verelim. Nurlardan nur almaya, îmânî derslerinden ders almaya şiddetle muhtaç olduğumuz Nur Risalelerine beraberce çalışalım, görüşelim, konuşalım. Allah yolunda, din yolunda koşalım. Dinsizlere karşı mücâdele bayrağını açarak, cihad-ı diniye meydânlarında hizmet-i îmâniye muhîtlerinde tatlı canlarımızı fedâ edelim.
Kıymetli kardeşlerim!
Risale‑i Nurda çok üstün meziyet ve hususiyetler vardır. O mümtâz ve müstesnâ hâsiyetler şimdiye kadar te'lif edilmiş olan hiçbir eserde görülmüyor. Ömrünü okumakla geçiren hakîki ilim adamlarından Risale-i Nuru okuyanlar bu hakikati izhâr ediyorlar. Ve o kadir-şinâs ve üstün şahsiyetler bu zamanda yaşayan insanların, ilmi ne kadar zengin olursa olsun, Risale-i Nuru okumaya muhtaç oldukları kanâatine varıyorlar. Enâniyet ve ilmî kıskançlık gibi hastalıklara mübtelâ olmaktan korkan faziletli âlim ve münevverler Risale-i Nura derhâl sarılıyorlar. Bazıları altmış yetmiş yaşlarında olduğu hâlde yine Nur Risalelerine talebe olmak şeref ve ni'metini kazanmaya çalışıyorlar.
Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri diyor ki: “Risale‑i Nur başka kitaplar gibi yalnız ilim vermiyor, onun manevî dersi de vardır.” İşte bu manevî dersin te'siridir ki, Risale-i Nuru okuyanların rûh ve kalbleri, vicdân ve latîfeleri o feyyâz dersten hisselerini ve gıdâlarını alıyorlar. Bu manevî dersin nüfûzu değil midir ki, Nur Risalelerini okuyanların manevî âlemleri İlâhî nurlarla yıkanıyor ve İlâhî bir câzibe ve İlâhî bir te'sir ile îmân hakikatlerine musahhar ve meftûn ve meclûb bir hâle gelerek Allah ve Resûlullâh yolunda yükseliyorlar. İlm-i îmân âşıkları Risale-i Nur okuyor. Dinî ma'lûmât meraklıları Risale-i Nur okuyor. Hakikat arayıcıları Risale-i Nur okuyor. Mücâdeleci mücâhid fıtratlar Risale-i Nur okuyor. Hamâset, bahâdırlık ve kahramanlığın şâhikasına erişmek isteyen kàbiliyetler Risale-i Nur okuyor. Milliyetçiler Risale-i Nur okuyor. Fen ve san'at erbâbı Risale-i Nur okuyor. Müsbet ilim hayranları Risale-i Nur okuyor. Ehl-i tasavvuf Risale-i Nur okuyor. Edebiyât meraklıları Risale-i Nur okuyor. Demek, her bir tabaka-i insaniye Risale-i Nura rûhunda büyük bir ihtiyaç duymakta ve ondan istifade etmektedirler.
Arkadaşlar!
Risale‑i Nuru okuyanların iknâ kàbiliyeti artar, akıl ve mantığı işler ve kuvvet bulur. Herhangi bir mevzûyu seviyesi nisbetinde mukni' bir sûrette ifâde edebilmek meziyetine sâhib olur. Zîra o Nurcu baştan başa aklî, mantıkî ve mukni' bir şâheserin şâhâne dersleriyle tenevvür ve tefeyyüz etmektedir.
Hakîki medeniyetin ve yüksek ictimâiyatın, insanlık kanunlarının menba'ı ve esâsı Kur'ân’dır. Kur'ân, umum nev'‑i beşere hitâb eden bir hatîb-i umumîdir. Kur'ân-ı Hakîm’in hakîki ve berrak ve parlak bir tefsiri olan Risale-i Nurda, aradığınız îmânî ve İslâmî, aklî ve fikrî, kalbî ve rûhî birçok ihtiyaçlarınızın tatmin edildiğini göreceksiniz. Kafanızdaki bir kısım istifhâmların tam iknâ edici bir tarzda cevablandırıldığını, büyük bir hayranlık ve şükrân hisleri içinde müşâhede edecek ve Risale-i Nurun kendinize hitâb eden İlâhî hakikatler mecmuası olduğuna kàni' olarak sonsuz bir huzur içinde mes'ûdâne bir hayat yaşamaya başlayacaksınız. O Nurları defalarca ve hattâ bir ömür boyunca okumak zevk ve sevgisinden kendinizi kurtaramayacaksınız.
Risale‑i Nur mevzûunu büyük bir alâka ile takib eden uyanık arkadaşlarım!
Kur'ân‑ı Kerîm’in mânâsı bilinmese de okunduğu ve dinlendiği zaman rûhlarda nasıl ki manevî ve derûnî bir te'sir husûle gelir. Zîra kelâm, Allah kelâmıdır. Bu Kelâmullâh’taki ve İslâmiyet’teki mânânın kudsiyetidir ki, Türkler İslâmiyet’le cihangir oldular, kıt'alar, beldeler fethettiler. Bin seneden beri İslâmiyet’in bayraktarlığını yapmaktadırlar. Aynen öyle de Kur'ân’ın bu asırda yüksek bir tefsiri olan Risale-i Nurdaki bazı bahisleri başlangıçta tamamen anlayamazsanız da onun manevî te'siri ve manevî feyzi, rûh ve kalbinize nüfûz eder; mânâ âleminizi istilâ eder, kat'iyyen istifadesiz kalmazsınız. Ve kalmıyoruz. Hem insan yalnız akıldan ibaret değildir; kalb, rûh, sır ve vicdân gibi manevî latîfe ve cihâzâta da mâliktir. Aklınız her bir mes'ele-i îmâniyeyi birinci okuyuşta hakkıyla kavrayamasa da kalb ve rûh ondan hissesini alır. Risale-i Nurun bu manevî te'siridir ki Risale-i Nurun ilk te'lifi zamanında sekiz on Nur talebesi varken şimdi milyonlar olmuştur. Dünya fikir cereyanları içinde en kuvvetli bir îmân cereyanı olarak Anadolu’yu istilâ etmiş; Avrupa, Amerika, Asya kıt'alarına kadar varlığını ve kuvvetini kabûl ettirmiş, din düşmanlarını dehşete düşürerek mağlûbiyete dûçâr etmiş, îmân ve İslâmiyet’e hayat ve hareket vermiş, nesl-i cedîdi ihtizâza getirmiş ve kahraman ve cengâver fıtratları inkişaf ettirerek cihad-ı İslâmiye meydânlarında herşeyini îmân uğrunda fedâ ettirecek derecede koşturmuştur ve koşturmaktadır. Nihâyet dünyanın ve Âlem-i İslâmın fevkalâde takdir ve hayranlığına mazhar olmuş ve olmaktadır.
Bunun için devamlı okumaya her gün devam ediniz. Kendini tekrar tekrar, zevkle ve şevkle okutan bu şâheser külliyatını okudukça anlayışınız ziyâdeleşecektir. Anlamanın tek çaresi: Nurlarla baş başa kalıp, zihnî cehd sarf ederek tekrar tekrar okumak sevgisiyle pâyidâr olmaktır.
Muhterem arkadaşlarım!
Risale‑i Nurun üslûbu emsâlsiz ve hiçbir üslûbla kàbil-i kıyâs olmayan câzib bir üslûbdur. Bediüzzaman Said Nursî, bir müfessir-i Kur'ân olmakla beraber asrımızın en büyük edîbi ve kuvvetli bir belîğidir. Fakat lafzın gösteriş ve tantanasına değer veren edîblerden değildir. Bil'akis en fazla mânâya ehemmiyet ve kıymet verip lafzın hatırı için mânâdan fedâkârlık yapmayan, elbise için vücûddan kesmeyen bir müelliftir. O, zâtına hàs ve gayet müessir ve gayet câzibedâr bir üslûb-u beyâna sâhibdir. Bunun için Nur Risalelerinde Kur'ân ve îmân hakikatleri en berrak ve en mükemmel, en câzib ve en müessir bir tarzda izâh ve isbât edilmiştir.
Risale‑i Nur câmi' hakikatler ve vecîz sözler hazinesidir; bir cümlede bir sahifelik, bir sahifede on sahifelik, bir risalede bir kitaplık mânâ ifâde eden ve câmiü'l-kelim hususiyetine mâlik olan bir şâheserdir. Bunun içindir ki, dersleri çok te'sirlidir ve gayet nâfizdir. Mütehassıs zâtlarca ma'lûmdur ki, îmânî mes'elelerde fazla tafsilât, dersin te'sir ve tefhimini zorlaştırabilir. O derslerin kanâat verici ve tatminkâr olmasında çok defa faydalı bir netice elde edilemez. Bu hakikate binâen bilhassa îmânî hakikatlerin mücmel olarak ders verilmesi, daha te'sirli ve daha verimli ve daha anlayışlı olur ve olmaktadır. Bu düstura istinâden, Risale-i Nur tafsilâta ve teferruâta dalmamıştır. Zihni, teferruâtla dağıtmamak metodunu esâs tutmuştur.
Îmân ilmine müştâk arkadaşlarım!
Bediüzzaman Said Nursî, İhlâs Risalesi’nin sonunda bizlere çok büyük bir müjde veriyor. O kadar hàrika bir kolaylığı beşere takdim edebilmek, asrımıza kadar hiçbir müellifte görülmemiştir kanâatindeyiz.
Diyor ki: “Bu risaleleri anlayarak ve kabûl ederek bir sene okuyan, bu zamanın hakikatli bir âlimi olabilir.”
Evet, fen bütün hızıyla ilerlemektedir. Maneviyatta yükselmek de bununla muvâzidir. Maddî alanda bir saatlik yolun bir sâniyeye indirildiği bir devri yaşıyoruz. Maneviyat sahası ise daha sür'atli ve daha vüs'atlidir. Eski zamanda yarım asırda elde edilebilen ilm‑i hakikat, şimdi kısa bir zamanda kazanılabiliyor. Belki de daha az bir müddette aynı semere ve netice hâsıl oluyor. Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve keremiyle bu asır Müslümanlarına ve insanlarına lütûf buyurduğu bu kadar selâmetli ve kolay elde edilebilecek İslâmî bir maârifin, îmânî bir neticenin mevcûdiyetini işiten ve aklı başında olan her insan, hususan her Müslüman, bu zengin servete mâlik olmak için Nur Risalelerine büyük bir sadâkat ve sevgi ile çalışmaktan nasıl geri kalabilir?
Gayretli arkadaşlarım!
O kadar değerli, o kadar kıymetdâr bir eser külliyatını bir an evvel okumak ve onlardan her gün îmânî ve İslâmî gıdâlarınızı almak için bütün himmet ve varlığınızla çalışacağınızdan eminim; böyle olmanızı temennî ediyorum. Zîra gençlik gidiyor… Ömür geçiyor… Zamanlar geri gelmiyor…
Evet, biz ne muallimlerimizden bir medet ve ne de peder ve vâlidelerimizden bir teşvik beklemiyoruz ve beklemeyiz. Biz ancak Allah’ın inâyetiyle kendi kendimizi yetiştirmek zarûret ve sebatındayız. İnşâallâh devam ve sadâkatle çalışarak mutlaka yükseleceğiz. Tâ îmân ve İslâmiyet merâtibinin zirvesine ulaşacağız. Kalbimizi nur‑u Kur'ân’la, kafamızı ilm-i îmânla aydınlatacağız. Kalb ve aklımızı çalıştıracağız. Allah’ın hàs ve hàlis; fakat mücâhid bir kulu, Resûlullâh’ın ihlâslı, fedâkâr ve cengâver bir ümmeti olmak yolunda Nur Risaleleriyle yürüyeceğiz ve ilerleyeceğiz.
Risale‑i Nurdan eskimez yazı öğrenmeye gelince: Kur'ân yazısıyla olan Nur Risalelerini yazmaktaki kazancımız çok büyüktür. Eskimez yazıyı kısa bir zamanda öğreniyoruz. Hem yazarken ma'lûmât elde ediyoruz. Hem Risale-i Nur eczâlarını çoğaltmakla îmâna ve Kur'ân’a hizmet edildiği için pek büyük manevî kazançlar elde ediyoruz. Hem yazılarak edinilen bilgi hâfızaya daha esâslı yerleşiyor. Bunun için şimdiye kadar binlerce genç, Risale-i Nuru yazarak Kur'ân yazısını öğrenmiş ve öğrenmektedir.
Kıymetli kardeşlerim!
Risale‑i Nurun birçok meziyet ve hususiyetlerinden birkaçını daha sizlere nakledeceğim: Risale-i Nurdaki hàrikulâde ilmî kuvvet, taklidî îmânı tahkîkî îmâna çeviriyor; insanı salâbetli ve kuvvetli bir Müslüman, ilmiyle amel eden bir mü'min-i kâmil olmaya doğru götürüyor. Menhus, pis zevklerden nefret ettirip vazgeçiriyor. En ulvî ve en temiz, ebedî ve sermedî zevk ve hazlar verecek hareketlere sevk ediyor. İnsana hayatı sevdiriyor. Bedbînlikten kurtarıp îmânlı bir nîkbînlik veriyor. Uyuşuk ve tenbelleri cevvâl yapıyor, rûhî bir cevelân insanın iç âleminde hüküm-fermâ oluyor. Orta halli değil, en ileri ve en yüksek bir insan olmak hevesini uyandırıyor. Gurur ve kibir gibi kötü ahlâkları kaldırıyor. İnsanı tevâzu', mahviyet ve vakar gibi faziletlerle değerlendiriyor. Hasım tarafları barıştırıyor. Fenâlığa fenâlıkla değil, iyilikle mukàbele etmek dersini veriyor. Siz gibi temiz ve terbiyeli gençleri, fenâ bir muhîtin fenâ görenekleriyle ahlâksız hâle düşmek felâketinden muhâfaza ediyor.
İşte bunun içindir ki, Risale‑i Nuru sadâkat ve devamla okuyan hakîki bir Nur talebesi, ahlâken düşük insanlar arasında kalsa da ahlâkını bozmadan onlardan uzaklaşıp kendini kurtarıyor. Hem ahlâk ve terbiyesini yükseltmek için nefis mücâdelesine girişiyor. Risale-i Nurdan aldığı ma'lûmât ve îmânî kuvvetle muvaffak oluyor. Hem kendini o bozuk cem'iyete ve kimselere kaptırmıyor, bil'akis Risale-i Nuru neşrederek îmânî esâsların zayıflaması neticesi olarak bozulan o cem'iyeti iknâ ve ıslah etmek cehdine sâhib oluyor. İctimâî yüksek esâslarla mücehhez bir ıslahatçı gibi gaye ve prensibinde terakkîler kaydediyor. Da'vâsını yürütmekte ve yerleştirmekte âdeta zaferden zafere koşmaya başlıyor.
Evet arkadaşlar,
Bugün ictimâî dert ve yaralarımızı halledip tedâvi edecek en esâslı ve en te'sirli faktör ve nizâmı hâvî olan bir hakikat kaynağı vardır. O da Risale‑i Nurdur. Bunun içindir ki hakikati idrak edebilen hakîki münevverler ve uyanık mektebliler, büyük bir çoğunlukla Risale-i Nura sarılmaktadırlar.
Evet, düşüncemiz dâima terakkî etmekte olacaktır. Bu muvakkat dünyanın, ebedî saâdeti kazanmak için bir ticârethâne olduğunu Risale‑i Nur bize ders veriyor. Biz de bütün hakîki ilimlerin mâdeni, esâsı, nuru ve rûhu olan îmân ilmini tahsil ve iktisab etmek için ve mukaddes da'vâmızda muvaffak ve kudsî mücâdelemizde muzaffer olmak için aza kanâat etmeyeceğiz. Dâima yükselmek, dâima ilerlemek, dâima terakkî etmek için Nur Risalelerine çalışacağız ve çalıştıracağız.
1947Konya Nur Talebeleri nâmınaZübeyr Gündüzalp