Üç kitaptan Yirminci Söz’ü ilk defa okudum. Habl‑i Metîn-i İlâhî ve Kanun-u Mübîn-i Rabbânî olan Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’da, şu son asırda vücûda gelen ve frenklerin medâr-ı iftiharları bulunan tahte'l-bahir, tayyare, vesâire gibi eşyaya, bin üçyüz küsûr sene mukaddem işâretle ifâde edildiğini öğrenerek Kitab-ı Mübîn’in mâzi ve müstakbelden vermekte olduğu ihbarât-ı gaybiye ve sâdıka ve beyânât-ı hàrika, dost ve düşmanı meftûn ve hayretlerde bıraktığı cihetle bir kat daha i'câz-ı Kur'ân’ı isbât ve te'yid etmiştir. Yirmiüç ve Otuzuncu Söz’lerin baş taraflarından üçer, beşer sahife okuyabildim. Mahzen ve medfen-i mücevherâta rastgelmiş bir fakir gibi hangi cevheri alacağımı harîsâne düşünüyorum.
Sabri