Bu defa istinsahına muvaffak olduğum nurlu Yirmidokuzuncu Söz’de, melâike denizlerinde sefâin‑i Kibriyâya yapışarak seyran ederken ve beşerin hatâ-savâb işlediği ef'âli kat'î olarak umumî yoklama defter-i kebîrinde okunacağını, nef' ve zarar hiçbir şeyin mektûm bırakılmayacağını şiddetle ihtar eden bekà-i rûh âlemini temâşâ ederken; matlab-ı a'lâ ve maksad-ı aksa olan ba's ve mahkeme-i kübrâ’nın ahkâmını kable'l-vukû' makam-ı istimâ'da dinlerken ve bilhassa “Medârlar” merdivenlerinden àlî makamlara manevî suûd ederken, hele Onuncu Medâr ve Üçüncü, Dördüncü Mes'elelerde deniz dalgıçları gibi deryâ-yı maneviyatta dalıp yüzerken o kadar envâr-ı hakàik-ı kibriyâya ve ezvâk-ı letâif-i ulyâya müstağrak oldum ki, arz ve ifâdeden âcizim.
Sabri