Onsekizinci Âyet
اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْغَالِبُونَ’dir. Bu âyet meâliyle hizbullâhın zâhirî mağlûbiyetinden gelen me'yûsiyeti izâle için kudsî bir tesellî verir ve hizbullâh olan hizb‑i Kur'ânînin hakikatte ve âkıbette galebesini haber verir. Ve bu asırda hizb-i Kur'ânînin hadsiz efrâdından Resâili'n-Nur şâkirdleri tezâhür ettiklerinden, bu âyetin küllî mânâsında hususî dâhil olmalarına bir emâre olarak makam-ı cifrîsi olan bin üçyüz elli adedi ile Resâili'n-Nur şâkirdlerinin zâhirî mağlûbiyetleri ve bir sene sonra mahbusiyetleri içinde manevî galebeleri ve metânetleri ve haklarında yapılan müdhiş imha plânını akîm bırakan ihlâsları ve kuvve-i maneviyeleri tezâhür etmesinin Rûmî tarihi olan bin üçyüz elli ve ellibir ve elliiki adedine tam tamına tevâfuku elbette şefkatkârâne, teselliyetdârâne bir remz-i Kur'ânîdir.