بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
اَلسَّلَامُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ
Azîz, sıddık kardeşlerim ve Hizmet‑i Kur'âniye’de kahraman arkadaşlarım!
Bundan evvel üç mektûb, emâneti aldıktan sonra göndermiştim. Bu defaki Hâfız Ali’nin mektûbunda onlardan bahsetmemiş, merak ettim. Nur fabrikası sâhibi Hâfız Ali’nin hastalığı beni müteessir etti; bizi duâya sevketti. Cenâb‑ı Hak kuvvet ve şifâ ihsân eylesin, âmîn.
Hâfız Ali’nin mektûbuyla Risale‑i Nurun ehemmiyetli rükünlerinden olan Halîl İbrahim’in sisteminde Ahmed Feyzi’nin mektûbları, şahsıma ait haddimden yüz derece fazla hüsn-ü zanları bir tarafta kalsa – ondan kat'-ı nazar – o havâlide Risale-i Nurun şahs-ı manevîsine karşı Halîl İbrahim’le, Ahmed Feyzi’nin sarsılmaz, gayet kuvvetli irtibatlarını gösterdiğinden bizi cidden mesrûr eyledi.
Evet, onların o şiddetli alâkadarlıkları, o havâlide Risale‑i Nuru yerleştiriyor, idâme ettiriyor. O ikisinin mektûbları, sûret-i zâhiriyede benim şahsıma atf-ı ehemmiyet etmeleri gerçi muvâfık değil, mübâlağadır; fakat o yanlış sûretin altındaki hakikat, Risale-i Nur şâkirdlerinin samîmî tesânüdlerinden süzülen bir şahs-ı maneviye, Risale-i Nurun Kur'ân’dan gelen hakikatine karşı tam mutâbık ve hak olarak sarfedilecek. O mektûblardaki tâbirat, benim gibi bir cüz'î ferde karşı sarfedilmiş. Benim haddimden bin derece fazla olmakla beraber; o şahs-ı manevî nâmına ve Risale-i Nurun hakikati hesabına ve o ehemmiyetli ve çok muhtaç memlekette fevkalâde bir alâka ve fa'âliyete alâmet olmak cihetiyle kabûl ettim‥
Ahmed Feyzi’nin de inşâallâh Kastamonu Feyzisi gibi, bütün kuvvetiyle Risale‑i Nura çalışacak bir azm ve karar sûretinde, mektûbunu telâkki ediyoruz. Fakat, mahviyeti ve tevâzu'u pek fazla ve istedikleri de pek fazla ve mektûbundaki duâları da güzel olduğundan, dâimî duâmızda buranın Feyzisiyle omuz omuza girdi.
Halîl İbrahim’in mektûbu, belki her mektûbu hem onun, hem İnce Mehmed’in nâmına kabûl ediyorum. İkisine; Husrev’le Rüşdü gibi bir rûh, iki cesed nazarıyla bakıyorum. Cenâb‑ı Hak onları muvaffak etsin ve emsâlini oralarda çoğaltsın. Ve o mektûbda, Risale-i Nurun talebelerinden Hâfız Mehmed Emin ve Mustafa Çavuş ile beraber Siirtli Ahmed ve Salâhaddin ve İzzeddin gibi zâtlar da Risale-i Nurla alâkadar olduklarını bildiriyor. Biz de onlara birer birer hem selâm, hem onları da Risale-i Nur talebeleri içinde duâda teşrîk edeceğiz.
Hâfız Ali’nin mektûbunda, eline geçen mektûbumuzu güzelce takdir ve hülâsa etmiş. Risale‑i Nur saâdet-i ebediye dükkânı; ve bâkî elmasları sattığından, “fânî, kırık cam parçaları ondan istenilmemeli…” tâbiri çok güzel düşmüş.
Hem Isparta, hem Manisa’daki bütün kardeşlerimize birer birer selâm ve duâ ediyoruz ve duâlarını istiyoruz. Hapishânede, Risale‑i Nurun son kâtibi kahraman Şefîk acaba sağ mıdır? Nerededir? Merak ediyorum. Halîl İbrahim’den sorunuz.