Emin’le Feyzi’nin sordukları bir suâle Üstaddan aldıkları cevab
Suâl: Bize verdiğiniz cevapta diyorsunuz: Siyâsî geniş dâireleri merak ile takib eden, küçük dâireler içindeki vazifelerinde zarar eder. Bunun izâhını istiyoruz.
Elcevab: Üstadımız diyor ki:
“Evet, bu zamanda merak ile radyo vâsıtasıyla ciddi alâkadarâne küre‑i arzdaki boğuşmalara merak edip bakanlar, dikkat edenler, maddî ve manevî pek çok zararları vardır. Ya aklını dağıtır manevî bir dîvâne olur; ya kalbini dağıtır manevî bir dinsiz olur; ya fikrini dağıtır manevî bir ecnebî olur.
Evet, ben kendim gördüm; lüzumsuz bir merak ile mütedeyyin iki adam, biri âmî, biri de ilme mensûbiyeti varken, eskiden beri İslâm düşmanı olan bir kâfirin mağlûbiyetiyle ağlamak derecesinde bir mahzûniyet ve Âl‑i Beyt’ten Seyyidler cemâatinin, bir kâfire karşı mağlûbiyetinden mesrûriyetini gördüm.
Böyle âmî bir adamın, alâkasız bir geniş dâire‑i siyaset hatırı için böyle kâfir bir düşmanı, mücâhid bir seyyide tercih etmek, acaba dîvâneliğin ve aklı dağıtmaklığın en acîb bir misâli değil midir?
Evet, haricî siyaset memurları ve erkân‑ı harbler ve kumandanlara bir derece vazifece münâsebeti bulunan siyasetin geniş dâirelerine ait mesâili, basit fikirli ve idare-i rûhiye ve diniyesine ve şahsiyesine ve beytiyesine ve karyesine ait lüzumlu vazifesini geri bıraktırmakla onları meraklandırıp rûhlarını serseri, akıllarını geveze ve kalblerini de hakàik-ı îmâniye ve İslâmiyeye ait zevklerini, şevklerini kırıp havalandırmak ve o kalbleri serseri etmek ve ma'nen öldürmek ile dinsizliğe yer ihzar etmek tarzında, kemâl-i merak ile onlara göre mâlâyanî ve lüzumsuz mesâil-i siyâsiyeyi radyo ile ders verip dinlettirmek, hayat-ı ictimâiye-i İslâmiye’ye öyle bir zarardır ki, ileride vereceği neticeleri düşündükçe tüyler ürperir.
Evet, herbir adam vatanıyla, milletiyle, hükûmetiyle alâkadardır; fakat bu alâkadarlık muvakkat cereyanlara kapılıp millet ve vatanı ve hükûmetin menfaatini bazı şahısların muvakkat siyasetlerine tâbi etmek, belki aynını telâkki etmek çok yanlış olmakla beraber; o vatan‑perverlik, millet-perverlik hissinden ve vazifesinden herkese düşen vazife bir ise, kendi kalb ve rûhundan idare-i şahsiye ve beytiye ve diniye ve hâkezâ‥ çok dâirelerden hakîki vazifedâr olduğu hizmet ve alâka ve merak on, yirmi, belki yüzdür. Bu ciddi ve lüzumlu, bu kadar alâkaların zararına olarak o bir tek lüzumsuz ve ona göre mâlâyanî olan siyaset cereyanlarına fedâ etmek dîvânelik değil de nedir?”
Üstadımızın bize gayet acele ile verdiği cevabı bu kadar. Biz de, o acele ifâdeyi acele kaydettik, kusura bakmayınız.
Biz de, bütün kuvvetimizle bunu tasdik ediyoruz. Çünkü bunu kendimizde ve gördüğümüz dostlarımızda tecrübelerle müşâhede ettik. Hattâ çokları meraklarından, cemâati, belki de namazı terkeder derecede ifratla tam namaz vaktinde konuşan radyoyu dinleyip, mimsiz medeniyetin sefâhet ve dalâlet ve İslâma ettiği ihanet cezası olarak mütemâdiyen başına gelen tokatlarına ve boğuşmalarına ve geniş siyaset dâirelerine alâkadarâne dikkat etmekle ve nefesi zehirli ve başı sarhoş şahıslardan radyoda ders almak, kudsî ve mühim vazifelerine de tam zarar ediyorlar.
Risale‑i Nur şâkirdlerindenFeyzi
Risale‑i Nur şâkirdlerindenEmin