بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Şimdi, bundan on dakika evvel, cesurca, fakat kalemsiz iki adam, Risale‑i Nur dâiresine biri birisini getirdi.
Onlara dedim ki: “Bu dâirenin verdiği büyük neticelere mukâbil, sarsılmaz bir sadâkat ve kırılmaz bir metânet ister. Isparta kahramanlarının gösterdiği hàrikalar ve cihan‑pesendâne hidemât-ı Nuriyenin esâsı; hàrika sadâkatleri ve fevkalâde metânetleridir. Bu metânetin birinci sebebi; kuvvet-i îmâniye ve ihlâs hasletidir. İkinci sebebi; cesâret-i fıtriyedir.”
Onlara “Siz cesâretle ve efelikle tanınmışsınız ve dünyaya ait ehemmiyetsiz şeyler için fedâkârlık gösterseniz; elbette Risale‑i Nurun kudsî hizmetinde cihana değer uhrevî neticelerine mukâbil, merdâne ve fedâkârâne cesâret gösterip sadâkatinizi muhâfaza edersiniz” dedim. Onlar da tam kabûl ettiler.
Said Nursî