بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Sizi tâziye değil, belki tebrik ediyorum. Mâdem kader‑i İlâhî bizi bu üçüncü Medrese-i Yûsufiye’ye bir hikmet için sevketti ve bir kısım rızkımızı bize burada yedirecek ve rızkımız bizi buraya çağırdı ve mâdem şimdiye kadar kat'î tecrübelerle عَسٰٓى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ sırrına inâyet‑i İlâhiye bizi mazhar etmiş ve mâdem Medrese-i Yûsufiye’deki yeni kardeşlerimiz herkesten ziyâde Nurlardaki tesellîye muhtaçtırlar ve adliyeciler, memurlardan ziyâde Nur kaidelerine ve sâir kudsî kanunlarına ihtiyaçları var ve mâdem Nur nüshaları pek kesretle hariçteki vazifenizi görüyorlar ve fütûhâtları tevakkuf etmiyor ve mâdem burada herbir fânî saat, bâkî ibâdet saatleri hükmüne geçer, elbette biz bu hâdiseden – mezkûr noktalar için – kemâl-i sabır ve metânet içinde mesrûrâne şükür etmemiz lâzımdır. Denizli hapsinde tesellî için yazdığımız bütün o küçük mektûbları size de aynen tekrar ederim. İnşâallâh o hakikatli fıkralar sizi de mütesellî ederler.
Said Nursî