Risale‑i Nur, bu mübârek vatanın manevî bir halâskârı olmak cihetiyle, şimdi iki dehşetli manevî belâyı def'etmek için matbuât ile tezâhüre başlamak, ders vermek zamanı geldi veya gelecek gibidir zannederim.
O Dehşetli Belâdan Birisi: Hıristiyan dinini mağlûb eden ve anarşiliği yetiştiren, şimâlde çıkan dehşetli dinsizlik cereyanının bu vatanı manevî istilâsına mukâbil Risale‑i Nur, Sedd-i Zülkarneyn gibi bir Sedd-i Kur'ânî vazifesini görebilir.
İkincisi: Âlem‑i İslâm’ın, bu mübârek vatanın ahâlisine karşı pek şiddetli i'tirâz ve ithamlarını izâle etmek için matbuât lisânıyla konuşmak lâzım gelmiş, diye kalbime ihtar edildi.
Ben, dünyanın hâlini bilmiyorum, fakat Avrupa’da istilâkârâne hükmeden ve Edyân‑ı Semâviyeye dayanmayan bu dehşetli cereyanın istilâsına karşı Risale-i Nur hakikatleri bir kale olduğu gibi, Âlem-i İslâm’ın ve Asya Kıt'asının hâl-i hâzırdaki i'tirâz ve ithamını izâle ve eskideki muhabbet ve uhuvvetini iâde etmeye vesile olan bir mu'cize-i Kur'âniye’dir. Bu vatanın, bu milletin vatan-perver siyâsîleri sür'atle Risale-i Nuru tab'ettirerek resmî neşretmeleri lâzımdır ki, bu iki belâya karşı siper olsunlar.
Said Nursî