Nükte
Arkadaş! نَعْبُدُ’deki (ن)’un ifâde ettiği cem' ve cemâat, fikri ve kalbi ayık olan musallînin nazarında sath‑ı arzı bir mescid şekline getirir. Ve bütün mü'minlerden teşekkül etmiş, şarktan garba kadar dizilmiş safları hâvî o cemâat-i kübrâ içinde namaz kıldığını ihtar ettirir.
Ve kezâ, لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ olan kelime‑i zikriyeyi bir insan vird-i zebân ettiği zaman, zamanı bir halka-i zikir tahayyül etmekle, o halkanın sağ tarafı olan mâzi cihetinde enbiyânın, sol tarafı olan istikbâl cihetinde de evliyânın oturup cemâatle zikrettiklerini ve kendisi de, o cemâat-i uzmâ içinde bulunarak, şu kubbe-i mînâyı dolduran yüksek, ilâhî ve tatlı sadâlarına iştirâk ettiğini tahayyül etsin. Kuvve-i hayâliyesi daha keskin olanlar da kâinât mescidinde bütün masnûâtın teşkil ettikleri halka-i zikirlerine girsin, şu fezâyı velvelelendiren o sadâları dinlesin.