Beşinci Suâlinizin Meâli
Kıyâmetin hâdisâtından ervâh‑ı bâkiye müteessir olacaklar mı?
Elcevab: Derecâtlarına göre müteessir olacaklar. Melâikelerin tecelliyât‑ı kahriyede kendilerine göre müteessir oldukları gibi müteessir olurlar. Nasıl ki; bir insan, sıcak bir yerde iken, hariçte kar ve tipi içinde titreyenleri görse akıl ve vicdân itibariyle müteessir olur, öyle de; zîşuûr olan ervâh-ı bâkiye, kâinâtla alâkadar oldukları için, kâinâtın hâdisât-ı azîmesinden derecelerine göre müteessir olmalarını; ehl-i azâb ise, elemkârâne‥ ehl-i saâdet ise, hayretkârâne, istiğrabkârâne, belki bir cihette istibşârkârâne teessürâtları bulunmasını, işârât-ı Kur'âniye gösteriyor. Zîra Kur'ân-ı Hakîm, her zaman kıyâmetin acâibini tehdid sûretinde zikrediyor. “Göreceksiniz…” diyor. Hâlbuki cism-i insanî ile onu görenler, kıyâmete yetişenlerdir. Demek, kabirde cesedleri çürüyen ervâhların da o tehdid-i Kur'âniye’den hisseleri var.