Evet İslâmiyet gibi bir àlî tarîkim, acz ve fakrı Allah’a karşı bilmek gibi bir meşrebim, Seyyidü'l‑Mürselîn gibi bir rehberim, Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân gibi bir mürşidim, bir dakikada mertebe-i velâyete erişmek gibi ulvî bir netice almak mümkün olan askerlik gibi bir mesleğim var.
Üstadım, bana ve dinleyen her zevi'l‑ukùle, “Tarîkat zamanı değil, îmânı kurtarmak zamanıdır. Beş vakit namazını hakkıyla edâ et, namazın nihâyetindeki tesbihleri yap, ittibâ'‑ı sünnet et, yedi kebâiri işleme” dersini vermiştir. Ben gerek bu derse, gerek Risaletü'n‑Nur ile verilen derslere, Kur'ân’dan istinbat buyurarak gösterdiği hakikatlere karşı Allah’ın tevfikiyle can u dilden “belî” dedim, tasdik ettim ve bana böylece hakikat dersini veren bu zâta da ömrümde ilk defa olarak “Üstad” dedim. Hatâ etmedim, isabet ettim.