Sabri’nin bir fıkrasıdır
بِاسْمِهِ
وَاِنْ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا يُسَبِّحُ بِحَمْدِهِ
Efendim, hiç şek ve şübhem kalmadı ki; nur, nurdan seçilemediği gibi, nur deryâsının nurânî talebeleri de, nerede olursa olsun hepsi bir gayede, umumu bir zihniyette, yekdiğerlerine rekabetleri yok; dâima birbirinin evsâf‑ı mümtâzesiyle müftehir ve mübâhî; samîmiyet ve vefâ hususunda, rüfekasını şahsına tercih eder bir emelde bulunmaları; yegâne emel ve gayeleri olan “tevhid”in bir alâmet-i mümtâze ve fârikası olan ittihâd ve tesânüd-ü hakîkiye ve meşrûayı, kàlen ve fiilen ve hâlen göstermeleriyle sâbittir ki, bu hâl bir alâmet-i muvaffakıyettir.
Talebeniz H. S.