Bu kerre irsâl buyurulan Mektûbatü'n‑Nur zeyilleri, emsâli gibi hoş, güzel ve bedî'dir. Eserlerin Nur ism-i azîminin tecellîsi olduğuna, ihtiyaca ve hâl-i âleme göre yazdırıldığına bence asla şübhe kalmamıştır. Bunu küçük misâl ile te'yid etmek isterim. Mülhidler çok ileri gidiyorlar. Meselâ:……… ilâ âhir.
İşte bu ahmakların hezeyanına ve her nev'i iğfallerine ve zâhiren süslü laflarına kanmayarak, îmân ve i'tikàdlarında sâbit‑kadem olmaları için erbâb-ı îmâna kuvvet ve zümre-i tuğyana kahr ve şiddetle ders-i ibret verecek pek münâsebetli sözler, mevzû-i bahs âsârda ayân-beyân görülmektedir.
Hayfâ ki, bu nurlar şimdilik lihikmetin pek mahdûd sahada ve ancak mü'minler içinde neşredilebilir.
اَلصَّبْرُ مِفْتَاحُ الْفَرَجِاِنَّ اللّٰهَ مَعَ الصَّابِر۪ينَ
Hulûsi