Üstad’ın hayatı, küllî hizmeti noktasından topluca iki büyük safha arzetmektedir.
Birincisi: Doğuşundan itibaren tahsil hayatı, Van’daki ikameti, İstanbul’a gelişi, siyâsî hayatı, seyahatleri, harb‑i umumiyeye iştirâki, Rusya’daki esâreti, İstanbul’da Dâru'l-Hikmeti'l-İslâmiye âzâlığında bulunuşu, Kuvâ-yı Milliye’de İstanbul’daki hizmeti, Ankara’ya gelerek ilk Meclis-i Meb'ûsân’daki fa'âliyetleri ve kısa bir müddet sonra Van’a çekilip inzivayı ihtiyar etmesi gibi herbiri ayrı bir hayat sahnesi olan Üstad’ın hayatının bu birinci safhası, îmân ve Kur'ân hizmeti itibariyle ikinci safha hayatının mukaddimesi hükmündedir. İkinci büyük hizmetine hazırlıktır. Ömrünün ellinci senesine kadardır.
İkincisi: Van’da inzivada iken Garb’a nefyedilip Isparta’nın Barla Nahiyesi’nde ikamete memur edildiği zamandan başlar ki; Risale‑i Nurun zuhûru ve intişarıdır. A'zamî ihlâs, a'zamî fedâkârlık, a'zamî sadâkat, metânet ve dikkat ve iktisad içinde Risale-i Nurla giriştiği hizmet-i îmâniye ve manevî cihad-ı diniyedir.
Hayatının bu ikinci safhası, Harb‑i Umumî neticesinde Osmanlı Hilâfetinin inkırâz bulmasıyla insanlık âleminde medeniyet-i beşeriyeyi mahveden ve semâvî dinlerle mücâdeleyi esâs ittihàz edinen, komünizm rejiminin insaniyetin yarısını istilâ ederek dünyayı dehşete saldığı ve memleketimizi tehdide yeltendiği ve manevî tahribâtının tehlikesine ma'rûz kaldığımız bir devreye rastlar. Bu devre, bin senedir Kur'ân’a bayraktarlık yapmış, İslâmiyete asırlarca hizmet etmiş kahraman bir millet için dikkatle incelenmesi lâzım gelen bir devredir.
Üstad, Risale‑i Nuru te'lif ederken Kur'ânın i'câzî lem'aları olan bu eserlerin, her tâife-i insaniyede inkişaf edeceğini, dinsizliğin memleketimizi istilâsına mâni olacağını, memleket ve millet için bir sedd-i Kur'ânî vazifesini göreceğini, Risale-i Nur hizmetinin umumiyet kesbedip, Türk milletinin yine İslâmiyetin kahraman bir ordusu ve fedâkârı olacağını, Risale-i Nurun neşri ve ileride resmen intişarı, milletçe benimsenmesi ve maârif dâiresinin hakikat-i Kur'âniyeye yapışması neticesi; maddeten ve ma'nen milletin terakkî edeceğini, İslâmiyetin büyük kuvvet bulacağını zikretmiştir.
Risale‑i Nur bir alemdir, ünvândır. Bu zamanda zuhûr eden Kur'ânî hakikatler manzûmesidir. Necîb milletimizin, insaniyet-i kübrâ olan İslâmiyete sarılması, yepyeni bir rûh ve taze bir îmân aşkı ve heyecanı içinde uyanmasının ifâdesidir. İçinde bulunduğumuz asrın değiştirdiği hayat şartları ve yeni bir dünya nizâmı ve görüşü karşısında îmânın tahkîm ve takviyesi ile feverân eden hamiyet-i İslâmiye’nin mânâsıdır. Mütenebbih, kalbleri îmân ve muhabbet-i Nebevî ile coşkun ve cihan-değer şeref-i intisabıyla ser-efrâz fedâkârların yetişmesi ve bu milletin mâzisine mütenâsib kahramanlığı, yüksek îmân ve ahlâkı izhâr etmesi işâretidir.
Bediüzzaman, Risale‑i Nuru hiçbir makam ve meşrebin te'siri altında kalmadan, maddî-manevî hiçbir menfaat ve hissiyat karışmadan, doğrudan doğruya Kur'ân-ı Hakîm’in umumun istifade edebileceği ve umuma hitâb eden hakikatlerini tefsir etmiş, bu hakikatlerin tercümânlığını yapmıştır. Te'lif ettiği âsârından herkes istifade edebilmektedir. Bir tâifeye, bir sınıf halka mahsûs değildir. Bu Tarihçe-i Hayat, okuyucularının nazarını – bu zamanda – Kur'ânın hikmet nurları olan Risale-i Nura çevirip, ondan istifadeyi gösterecektir. Said Nursî ise Kur'ânın hizmetinde fedâkârâne çalışmış, Sünnet-i Peygamberî’ye ittibâ' etmiş, nümûne-i imtisal bir zât olarak görünmektedir.
Tarihçe‑i Hayat’ta geçen bazı mektûblardan anlaşılacağı üzere:
Said Nursî, bir zamanlar felsefe mesleğinde çok ileri gitmiş, sonra Kur'ân‑ı Hakîm’in irşadıyla, hak ve hakikate erişmiş ve bu zamanda fen ve felsefe ile iştigâl edip şek ve şübhelere ma'rûz kalanları, aklî delillerle şübhelerden kurtaracak eserler te'lif etmiştir.
Risale‑i Nurun yolu, mesleği; bu zamandaki hayat şartlarına, insanların ahvâl-i rûhiyelerine göre en selâmetli, en kısa ve umumî bir cadde-i Kur'ân’dır. Serâpâ ilim ve tefekkür üzerine gitmektedir. İctimâî hayatta çeşitli hizmetler gören ferdlerin istifadesi büyüktür.
Risale‑i Nuru okuyan ve ondan ders alarak tefekkür-ü îmâniyeyi kazananlar, dünyevî vazife ve mesleklerini, âhiret hayatına ve ebedî saâdete vesile yaparak büyük bahtiyarlığa erişecektir. İslâm Dinindeki bu büyük hakikati derkeden münevverler, elbette hak dininin hizmetini büyük bir saâdetle derûhde edecekler, hakikati arayan, fakat bulamayan insanlığa da neşre çalışacaklar.
Evet, talebe, profesör, meb'ûs, kim olursa olsun, mes'ûliyet dâiresi olanlar, muhîtini tenvir ile mükelleftir. Bir vilâyet, hattâ bir memleketin saâdet ve selâmeti, tenvir ve irşadı ile mükellef olanlar, elbette çok daha ziyâde müteyakkız davranmak mecburiyetindedirler.
Said Nursî, Risale‑i Nurla, bu millete en büyük hizmeti, iyiliği yapmıştır. Mukâbilinde, şahsı için bir teşekkür dahi istemiyor; gerçi şahsına tevcîh edilen yüksek medih ve tavsifâtı hâvî mektûblar var. Bunları, okuyucuların, Nurlardan istifadelerine bir alâmet olduğu cihetle, Risale-i Nur hesabına kabûl etmiş. – Hakikatte – Said Nursî’nin bu milletten, gençlikten istediği; îmânla, dünyevî ve uhrevî saâdeti kazanmalarıdır. Bunun için, Kur'ânın bu zamana ait dersi olan Risale-i Nuru esâs tutup her yerde, her dâirede neşrini, îmân hakikatlerinin öğrenilmesini istemektedir. Kendisi defalarca, bu millet ve memleket aleyhindeki cereyanlara karşı yegâne çarenin Risale-i Nur olduğunu ihtar etmekte ve müjdelemektedir.
Üstad’ın Rızâ‑yı İlâhîye mâtuf hizmet, hareket ve fa'âliyetlerini başka maksad ve gayelere yorumlamak isteyenler, ancak basîretsizliklerini ilân ediyorlar.
İnsanın yüksek mâhiyet ve rûhunun istediği hakîki saâdet, ancak Kur'ânın gösterdiği yolda ve rızâ‑yı İlâhînin parıldadığı ufuktadır. Bediüzzaman, Risale-i Nurla insanlığa bu yolu ve bu ufku göstermekte, Sırat-ı Müstakîm ashâbının nurlu kafilesine iltihak etmenin, insan için elzem olduğunu duyurmakta ve isbât etmektedir.
İşte biz, âcizâne hazırladığımız bu eserle bu hakikate bir nebze hizmet etmek istedik. İstikbâlin münevver bahtiyarlarına bir me'haz olarak bu eseri neşrediyoruz. Daha derin ve geniş bir tarihçe hazırlanması dileğimizdir.
وَمِنَ اللّٰهِ التَّوْف۪يقُ
Hazırlayanlar