Husrev’in Bir Fıkrasıdır
Azîz Üstadım!
Yüksek ve ciddi irşadlarınızla adım atmayı en büyük bir maksad bilen talebeleriniz, son zamanlarda şâyân‑ı şükrân bir vaziyete girdiler. Hulûsi-i sânî, beş-on arkadaşıyla; Hâfız Ali, civarındaki yirmi-yirmibeş arkadaşıyla; mübârekler, otuz-otuzbeş refîkleriyle ve bilhassa Hacı Hâfız, köyünde Ahmedler ve Mehmedlerin çok hàlis gayretleriyle umumiyet itibariyle hem hiç mübâlağasız bin kalemle, belki daha fazla; en geride kalan Isparta’da ise kahraman Rüşdü’nün ve risaleleri kendine tamamen yazan Mehmed Zühtü’nün ve Küçük Ali’nin ve Osman Nuri gibi fa'âl talebelerin gayret ve himmetleriyle otuz ile kırk arasında, hattâ bir cihette mümtâziyet kazanan Mehmed Zühtü’nün Küçük Hâfız Ali gibi hem Risaletü'n-Nuru yazarak, hem kendi evinde yüz elli kadar çocuğu serbest olarak üç aydan beri okutmasıyla ve civarında diğer köylerde bulunan onbeş yirmişer arkadaşlarıyla talebeleriniz, Kur'ânî hizmetlerinde gayretli bir sûrette çalışmaktadırlar. Mübâreklerin yazdıkları gibi, dört köyde dört ay zarfında, elifbâ okumayan kırk-elli adam, Risaletü'n-Nuru mükemmel yazmağa muvaffak olmaları hàrika bir kerâmet-i Risaletü'n-Nur olduğuna kanâatimiz geldi.
Risale‑i Nur Şâkirdlerinden Husrev