Birinci Mebhas
اِنَّ كَيْدَ الشَّيْطَانِ كَانَ ضَع۪يفًا
Ey sû‑i vesveseden me'yûs nefsim! Tedâi-yi hayâlât, tahattur-u faraziyât, bir nev'i irtisam-ı gayr-ı ihtiyarîdir. İrtisam ise, eğer hayırdan ve nurâniyetten olsa, hakikatin hükmü bir derece sûretine ve misâline geçer. Güneşin ziyâsı ve harâreti, âyinedeki misâline geçtiği gibi… Eğer şerden ve kesiften olsa, aslın hükmü ve hàssası, sûretine geçmez ve timsâline sirâyet etmez. Meselâ; necis ve murdar bir şeyin âyinedeki sûreti ne necistir, ne murdardır. Ve yılanın timsâli, ısırmaz.
İşte şu sırra binâen, tasavvur‑u küfür, küfür değil; tahayyül-ü şetm, şetm değil. Hususan ihtiyarsız olsa ve farazî bir tahattur olsa, bütün bütün zararsızdır. Hem ehl‑i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemâatin mezhebinde bir şeyin şer'an çirkinliği, pisliği; nehy-i İlâhî sebebiyledir. Mâdemki ihtiyarsız ve rızâsız bir tahattur-u farazîdir, bir tedâi-yi hayâlîdir; nehiy ona taalluk etmez. O dahi ne kadar çirkin ve pis bir şeyin sûreti dahi olsa, çirkin ve pis olmaz.