Nur’un makinistleri, Medresetü'z‑Zehrâ’nın fa'âl, muktedir şâkirdlerinden Terzi Mehmed, Halîl İbrahim, masûmların küçük kahramanlarından Talat ve arkadaşları hem bizleri, hem bütün Nur şâkirdlerini memnun ettikleri gibi, inşâallâh ileride bu memlekete, bu Hizmet-i Nuriye ile çok büyük fâide ve netice verecekler.
Sordukları mes'ele‑i şer'iye ise, şimdiki mesleğimiz ve hâlimiz, o mes'elelerle meşgul olmaya müsâade etmiyor. Yalnız bu kadar var ki:
Ruhsat‑ı şer'iye olan kasr-ı namaz ve takdim-te'hir; vesâit-i nakliye bir kararda olmadığı için, onlara bina edilmez. Belki kaide-i şer'iye olan kasr-ı namaz, sâbit olan mesâfeye bina edilebilir.
Eğer denilse ki, tayyare ile ve şimendifer ile bir saatte giden, zahmet çekmiyor ki, ruhsata müstehak olsun.
Elcevab: Tayyare ve şimendiferde abdest alıp, vaktinde namazını kılmak, yayan serbest gidenlerden daha ziyâde müşkülât bulunduğu için, ruhsata sebebiyet verir.
Her ne ise, şimdilik bu kadar yazılabildi. Bu mes'ele‑i şer'iyeyi ulemâ-i İslâm halletmişler, bize ihtiyaç bırakmamışlar. Şimdi hazır Doktor Hayri ve Terzi Mustafa, kendi hisselerine arz-ı hürmet ve selâm ederler.
Said Nursî