Azîz, Sıddık Kardeşlerim ve Bu Dünyada Medâr‑ı Tesellîlerim ve Hakikatin Hizmetinde Yorulmaz Arkadaşlarım!
Bu mübârek aylarda ve sevâbı ziyâde bu çilehânede mümkün olduğu kadar bir meşgale‑i Kur'âniye ve Nuriye ile sıkıntılı vaktiniz sarfedilse, çok fâideleri var. Sıkıntı hafifleştiği gibi, kıymetdâr kalb ve rûhun ferâhlarına medâr, sevâbı yüksek bir ibâdet, o Nurlarla îmân cihetinde iştigâl, hem tefekkürî bir ibâdet, hem “İhlâs Risalesi”nin âhirinde yazıldığı gibi beş vecihle bir nev'i ibâdet sayılabilir.
Ben, bugünlerde, kısmen müdafaâtla zihnen meşguliyetimden teessüf ederken kalbe geldi ki: “O iştigâl dahi ilmîdir; hakàik‑ı îmâniyenin neşrine ve serbestiyetine bir hizmettir ve bu cihette bir nev'i ibâdettir.”
Ben de sıkıldıkça, yüz defa temâşâ ettiğim Nur mes'elelerini, yine zevkle tekrar mütâlaaya başlıyorum. Hattâ, müdafaâtları dahi Nurun ilmî risaleleri gibi görüyorum. Eskiden bir kardeşimiz bana demişti: “Ben, otuz defa Onuncu Sözü okuduğum hâlde, yine tekrar ile okumasına iştiyak ve ihtiyaç hissediyorum.”Ve bundan bildim ki, Kur'ânın mümtâz bir hàssası olan usandırmamak; Kur'ân hakikatlerinin bir ma'kesi, bir âyinesi, bir hakikatli tefsiri olan Nur Risalelerine de in'ikâs etmiş bulunuyor.
Said Nursî