Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Ben, gerçi sizinle sûreten görüşemiyorum; fakat sizin yakınınızda ve beraber bir binada bulunduğumdan çok bahtiyarım ve müteşekkirim. Ve ihtiyarım olmadan, bazen lüzumlu tedbirler ihtar edilir.
Ezcümle: Birisi, yanımdaki koğuşa masonlar tarafından hem yalancı, hem câsus bir mahpus gönderilmiş. Tahrib kolay olmasından – hususan böyle haylaz gençlerde – o herif bana çok sıkıntı vermesi ve o gençleri ifsad etmesi ile bildim ki; sizlerin irşad ve ıslahlarınıza karşı zındıka ifsada, ahlâkları bozmağa çalışıyor.
Bu vaziyete karşı gayet ihtiyat ve mümkün olduğu kadar eski mahpuslardan gücenmemek ve gücendirmemek ve ikiliğe meydân vermemek ve îtidâl‑i dem ve tahammül etmek ve mümkün olduğu derecede bizim arkadaşlar, uhuvvetlerini ve tesânüdlerini tevâzu' ile ve mahviyetle ve terk-i enâniyetle takviye etmek gayet lâzım ve zarûrîdir.
Dünya işleriyle meşgul olmak beni incitiyor. Sizin dirayetinize i'timâd edip zarûret olmadan bakamıyorum.
Said Nursî